Yeni Yazılar

trigonometri dönüşüm formülleri

Cos, Sin, Tan, Cot, sec


Trigonometrik esitlikleri ezberlemenin pratik Yolları


Açı ölçüsü birimleri.


Orta taban.


Ö---- Teoremi.


Özel bazı açılar için sinüs değerlerini hatırlamanın pratik bir yolu


Kosinüs Teoremi.


Sinüs Teoremi.


Heron formülü.


Sinüs-Alan-Kenar liskisi.


Tanjant Teoremi.


Toplam-Fark formülleri.


Yarım açı ve kat formülleri.


Morrie Esitligi.


:ki kat formülleri.


Dönüşüm Formülleri.


Simpson formülleri


Ters Dönüşüm Formülleri.


Prosthaphaeresis formülleri


Werner formülleri


Üçgende bazı trigonometrik eşitlikler.


Üçgende bazı trigonometrik eşitsizlikler.


Trigonometrik fonksiyonların grafikleri ve periyot bulma.


y = f(x) – k ve y = f(x) + k grafikleri.


y = f(x – k) ve y = f(x + k) grafikleri


y = -f(x) grafikleri.


y = k.f(x) grafikleri


y = |f(x)| ve y = f(|x|) grafikleri.


y = f(k-x) grafikleri.


y = f "(x) grafikleri.


Ters Trigonometrik Fonksiyonlar.


Arcsin grafiği


sin x = sin a esitlikleri


cos x = cos aesitlikleri.


tan x = tan a esitlikleri.


Birinci dereceden trigonometrik denklemlerin çözümü.


Homojen Denklemler


Trigonometriyle ilgili çözümlü testler
devamını oku...

kuvvetin cisimler üzerindeki etkileri

Lami teoremi bir noktaya etki eden üç kuvvetin bileşkesi sıfır ise kullanılır. Üç kuvvetin büyüklüklerinin karşılarındaki açının sinüsüne oranları eşittir.


Yandaki şekilde F1, F2, ve F3 kuvvetlerinin bileşkesi sıfır ise şeklin altındaki formül geçerlidir.


PARALEL KUVVETLERİN BİLEŞKESİ

İki kuvvet birbirine paralel ise bileşkenin büyüklüğü kuvvetlerin yönüne göre bulunur. Kuvvetler aynı yönlü ise toplanır, zıt yönlü ise çıkarılır. Fakat bileşke kuvvetin uygulama noktası iki kuvvetin net momentinin sıfır olduğu noktadır.

Aynı Yönlü Paralel Kuvvetlerin Bielşkesi



Zıt yönlü paralel kuvvetlerin bileşkesinin büyüklüğü kuvvetlerin büyüklükleri çıkarılarak bulunur.

Bileşkenin uygulama noktası ise yandaki formüle göre hesaplanır.



Formül şu şekilde özetlenebilir:

1. kuvvet x bileşkeye uzaklığı = 2. kuvvet x bileşkeye uzaklığı
devamını oku...

CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ NELERDİR

CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ;

Canlı ve cansızların aynı kimyasal ve fiziksel yasalara bağlı olduğuna inanan felsefeye Materyalizm ya da mekanik görüş, buna karşılık canlıların farklı yasalar altında hareket ettiğini ve canlılığın mistik bir güç ile meydana geldiğini benimseyen görüşe de Vitalizm ya da kadercilik denir. Her iki görüşün de temelinde belirli kimyasal ve fiziksel ilkelerin yattığı bir gerçektir. Canlılk ile cansızlığı virüslerde birbirinden ayırmak oldukça zordur (uygun koşullarda canlı özelliği, uygun olmayan koşullarda ise kristal hale geçerek cansız özelliği gösterir). Daha ileriki kademelerde canlılık özelliği belirgin hale geçerken, o zaman da canlının bitki mi yoksa hayvan mı olduğu konusunda bazı sorunlar ortaya çıkar. Nitekim birhücreli bazı hayvan grupları bugün hem botanikçiler hem de zoologlar tarafından incelenmektedir. (Örneğin; kamçılılardan öglenanın karanlıkta hayvansal, ışıkta bitkisel davranması, evrimsel gelişimde her iki grubun bu kademede ortak bir organizasyona ve ataya sahip olduğu fikrini güçlendirmektedir.) Bu aşamadaki ortaklık, daha sonraki kademelerde “bu bir canlıdır” yargısını açıkça verdirecek ortak özellikleri beraberinde vermiş; uyuma göre bu özellikler sonradan geliştirilmiştir.


A. ÖZEL BİR KİMYASAL DİZİLİME SAHİP OLMALARI


Cansızlar, kimyasal bağların izin verdiği ölçüler içerisinde bir bileşime sahiptirler. Canlılar ise bu kimyasal bağların dizilimini özel bir şekilde saptarlar. Tüm canlılar genleri oluşturan çekirdek asitlerini –genellikle DNA (bazı virüslerde RNA)- içerirler. Gensiz bir canlılık düşünemeyiz. Çünkü genler değişik yaşam formlarının sentez ve replikasyonundan (eşlenmesinden) sorumludur. Tüm genler aynı birimlerden; fakat değişik dizilimlerden oluşmuştur. Dolayısıyla tüm canlıların yapısına giren protein, bu genlerin yapısal değişikliğine uygun olarak, her hücrede farklı amino asit dizilimine sahip olurlar. İlave olarak karbonhidrat, yağ, ve su içerirler. Tüm bu maddelerin özel karışımı protoplazmayı meydana getirir.


B. HÜCRESEL DİZİLİM


Canlıların büyük bir kısmı (kural olarak çokhücreliler) hücre olarak bilinen birimlerden yapılmıştır. Her hücre çok ince zarla (plazma zarı) çevrilmiştir. Bu zar erimiş maddelerin ve suyun hücre içerisine girip çıkmasına izin verir. Her iki yönde de geçirim bakımından çok özelleşmiş seçici bir yeteneği vardır. Hücre bir çok kimyasal değişimin yapılabilmesi için değişik enzimleri ve en önemlisi yalnız başına kendinin aynını üretebilecek yeteneğe sahiptir.


C. ORGANİZASYON


Canlıların vücut kısımlarının görev bölümüne ve belirli kurallar içerisinde canlılık etkinliğini devam ettirmelerine organizasyon denir. Bütün hayvan ve bitkilerin vücudu, yapısal ve işlevsel olarak birim kabul edilen hücrelerden yapılmış olmasına karşın homojen değildir. Farklılaşmış vücut kısımları değişik görevleri üzerine almıştır. Hatta birhücreli canlılarda, ergin evrede, boy ve şekil sabit olmakla beraber, hücrenin farklı kısımları farklı görevleri üzerine almıştır.


D. UYARILMA


Bütün canlıların çevrelerindeki fiziksel ve kimyasal koşulların değişmesine karşı tepkileri kalıtsaldır. Basit organizmalarda uyarı, genel olarak bütün vücutla algılandığı halde, yüksek organizmalarda duyu organlarının yeri merkezileşmiştir. Örneğin; ışık gözle, koku burunla, tat dille, basınç ve sıcaklık deriyle vs. Uyarının alınması ve gerekli tepkinin gösterilmesi, canlının evren içerisinde en uygun yerde ve koşullarda yaşamasını sağlamayı yaratmaktadır.


E. HAREKET


Beslenme, korunma, üreme, yayılma, en rahat edebileceği bölgeyi bulma vs. gibi yaşamın temel işlevlerini yürütebilmek için, ilkel organizmalarda ya vücudun tamamıyla protoplazmik hareket ya bir kısmıyla sil ve kamçı hareketi ya da yüksek organizmalarda görülen, yürüme, yüzme, ve uçmanın sağlanması için belirli organ oluşumları görülür. Birçok canlı tüm yaşamı süresince belirli bir yere bağlı kalmasına karşın, vücudun değişik kısımlarının çevre koşullarına göre değişimi de hareket olarak kabul edilir. Örneğin; bitkilerde ışığa (fototropizm), yerçekimine (geotropizm), neme (higrotropizm), vs. ye yönelim bir hareket kavramı içerisinde değerlendirilir.


F. ENERJİ KULLANIMI


Canlılığın en önemli öğelerinden biri büyüme, üreme, yenilenme vs. için enerjiye olan gereksinimleridir. Hücre kendi başına enerji üretemez; dışarıdan kaynak sağlamak zorundadır. Hayvanlar enerji bağları içeren molekülleri yıkmak (katabolik tepkimeler) suretiyle gerekli enerjiyi sağlarlar. (karbonhidrat, yağ ve proteinden). Küçük molekülleri büyük moleküller halinde bağlayarak (anabolik tepkimeler) yapı taşlarını ve enerji depolanmasını da yapabilirler. Bu tepkimelerin tümüne birden biyoenerjitik denir. Bir moleküldeki enerjinin büyük bir kısmını kullanma oksijen kullanmakla olur; yani tamamıyla oksitlenmelidir (aerobik solunum=oksijenli solunum). İlkel canlıların bir kısmı (bazı mikroorganizmalar, özellikle mayalar) ve bazı endoparazitler (bağırsak solucanları gibi) bu kaynak maddeleri oksijensiz yıktığı için enerjinin pek az bir kısmından yararlanabilir (anaerobik solunum=oksijensiz solunum). Pek az bir organizma grubu da bazı inorganik maddeleri yıkmak suretiyle enerji elde eder; azot, demir ve kükürt bakterileri bunlara tipik örneklerdir. Dünyada serbest oksijenin olmadığı devirlerde, canlılar enerjilerini bu yollarla sağlıyorlardı. Bitkiler ise (saprofit ve parazit olanların bir kısmı hariç) enerji kaynağı olarak güneş ışınlarını kullanır. Güneş ışınlarının kuantlarındaki enerjiyi kimyasal bağlar halinde (nişasta) tutarlar ve bu kimyasal bağlar tüm adrıbeslek (heterotrof) canlıların enerji kaynağını ve yapı maddelerini oluşturur. İlk evrelerde (bitkiler oluşmadan önce) enerji kaynağı olarak UV ışınlarının katalizlediği bazı ilkin organik moleküller kullanılmıştır. Ozon perdesi oluştuktan sonra bu kaynak büyük ölçüde kurumuştur.


G. ÇEVREYE UYUM


Canlılar kural olarak yaşadığı ortamın koşullarına uyum yapabilecek yeteneğe sahiptir. Bu durum homeostatik tepki olarak bilinir. Değişik koşulların bulunduğu ortamda en uygun yeri seçmeye çalışır; şayet tam anlamıyla uygun ortam bulamazsa, yapısal değişikliklerle (mutasyonların yardımıyla) bu uyum sağlanmaya çalışılır. Günlük uyumlardan binlercesini farkında olmadan yaparız. Örneğin gözün karanlığa ve aydınlığa uyum yapması gibi. Çevre koşullarının değişmesi canlı bünyesine en az etki bırakacak şekilde iletilmeye çalışılır (özellikle sıcakkanlılarda); örneğin çölde ve kutuplarda insan kanı her zaman aynı sıcaklıktadır. Canlı, uyum yapabildiği oranda hayatta kalma şansına sahiptir. Bu oran ise kalıtsal yapı ile saptanmıştır. Bu sınırların dışındaki uyumlar ancak mutasyonlarla sağlanabilir.


H. ÜREME


Hiçbir canlı sonsuz olarak yaşamını devam ettiremez. Herhangi bir şekilde, üremeyle, kalıtsal materyal gelecek kuşaklara aktarılır. Birhücrelilerde bölünme aynı zamanda çoğalmayı sağlamasına karşın, çokhücrelilerde üreme belirli vücut kısımlarına özgü bir yetenek olarak ortaya çıkmıştır. Bazı canlı gruplarında gen değişimi olmaksızın (eşeysiz) üreme görülmesine karşın (birhücrelilerde mitoz bölünme; çokhücrelilerde tomurcuklanma, dallanma, partenogenez çoğalma, bitkilerde çeliklenme vs.) kural olarak eşeyli üreme çok daha sıktır. Bu şekilde değişik gen kombinasyonları ortaya çıkarak daha başarılı döllerin meydana gelmesini sağlar. Bu, evrim mekanizmasının en önemli ögelerinden biridir.


İ. EVRİMSEL UYUM VE VARYASYONLARIN KALITIMI


Tüm canlılar genlere sahiptir ve genlerin tümü de mutasyonla değişebilir. Bu, aynı türün farklı bireylerinin kalıtsal olarak değişmesini sağlar. Dolayısıyla o anda faydalı olan mutasyonları taşıyan bireyler seçilir, zararlı olanlar uyum yapamadığı için ortadan kaldırılır ve evrimsel bir yönlendirme ortaya çıkar. Bu, zamanla türün değişmesine neden olur; özellikle çevre koşulları değiştiği zaman. Kalıtsal uyumlar meydana gelmeseydi, hiçbir tür yaşamını sürdüremeyecekti; çünkü çevre koşulları devamlı olarak değişmektedir.


I. BÜYÜME


Çevresindeki anorganik (ham) maddeleri kendi protoplazma yapısına çevirme, büyüme olarak bilinir. Bitkilerde (çok yıllık) kural olarak sınırsız bir büyüme görülmekle beraber, hayvanlarda her türün kendine özgü şekil ve büyüklüğe ulaşmasına kadar devam eder. Çok hücreli hayvanlarda genellikle bir büyüme evresi vardır. Bu evrede büyüme hızlıdır. Daha sonraki evre olgunluk evresidir, büyüme yoktur; fakat protoplazmanın yenilenmesi için devamlı besin yadımlaması (asimilasyonu) vardır. Protoplazma, metabolik tepkimeler sonucu sürekli olarak yıkılır, eğer yaşam devam edecekse bu protoplazmanın yenilenmesi gerekir. Birhücrelilerde büyüme, çoğalma ile sonuçlanmasına karşın; çokhücrelilerde vücudun gelişmesini ve irileşmesini sağlar.

Yaşlılık evresinde protoplazmanın yenilenmesi gittikçe azalır; hücre yavaş yavaş işlevini; ilerlemiş ve yaygınlaşmış durumlarda da yaşamını yitirir. Bu bozulma herhangi bir yaşta, yeterince besin alınmadığında veya nitelik bakımından doyurucu olmadığında da ortaya çıkabilir. Yenilenmenin kusursuz olması protoplazmanın içerdiği maddelerin eksiksiz olmasıyla sağlanabilir. Büyüme her türde kalıtsal yapıyla sınırlandırılmıştır. Bunun alt ve üst sınırları çevre koşullarıyla belirlenmiştir.
devamını oku...

ders çalışma programı indir

Matematik şekil, sayı ve çoklukların yapılarını, özelliklerini ve aralarındaki bağıntıları, düşünce yoluyla inceleyen bir bilimdir. Matematik öğreniminde temel amaç insanlarda doğuştan var olan düşünebilme kabiliyetini geliştirmektir. Matematik, karşılaşacağımız olayları ve problemleri inceleyen, araştırma ve karşılaştırma yaparak her konuda mantıklı düşünmeyi ve doğruyu bulmamızı sağlayan bir bilim dalıdır.


MATEMATİK DERSİNE ÇALIŞMA


A) Derste

Derslere mutlaka ön hazırlık yapmış olarak gelmek gerekir. Derslerde öğretmenin konu anlatımı ve verdiği örnekler dikkatle izlenmeli, anlaşılmayan ve eksik kalan noktalar hemen sorulmalıdır. Öğretmenin soru çözmede kullandığı kısa yollar birimler, formüller ezberlenmek yerine sebep-sonuç ilişkisi kurarak öğrenilmelidir.


B) Bireysel Çalışmalarda

Matematik dersindeki konular derste iyi öğrenilmiş olsa bile, düzenli test çözülmezse çok çabuk unutulur. Bu derste başarılı olabilmek için ön yargısız, sabırlı ve programlı olmak şarttır. Konu konu ve günü gününe çalışmak zorunludur. Bu çalışmalarda çözülemeyen soruların vakit kaybetmeden doğru çözümleri öğrenilmelidir. Mümkün olduğunca çalışmalar çok sayıda ve farklı tarzda sorular ile zenginleştirilmelidir.

Matematik dersindeki başarısızlığın temeli, kişinin yapması gereken çalışmaları zamanın da ve yeteri kadar yapmamasıdır. Düzenli çalışılıp, gerekli altyapı oluşturulduğunda matematiğin eğlenceli yönü fark edilecektir.


Geometri Sorularını Kolayca Çözün !


Geometri konularını; doğrular, üçgenler, dörtgenler, çemberler uzay geometri ve analitik olmak üzere altı ana başlık olarak düşünebiliriz. Geometri sorularını açı, uzunluk, alan ve çoğunlukla hacim bulma konuları içerir.


Bir üçgen sorusu; üçgenin tüm konularını içerebilir. Üçgen konusuyla ilgili tüm soruları çözebilmek için, konun tamamı ve formülleri bilinmelidir. Üçgen konusu okullarda bir yıl boyunca okutulmaktadır. Üçgen sorularını çözebilen bir kişi, az bir çalışmayla diğer konuların sorularını da çözebilir.


Geometri sorularını çözmeye yeni başlayacak kişiler. Öncelikle çözümlü soruları inceleyip çözmelidir. Bu şekilde bir konudan yeterince örnek soru çözüldükten sonra, çözümsüz sorularda çözülenebilir.


Geometri soruları çoğunlukla şekilli sorular olduğundan, soruların çözümü de şekil üzerindedir. Şekil üzerinde geometri sorusunu çözebilmek için, soruda verilen tüm bilgiler şekle kayıt edilmelidir. Gerekli bilgiler şekilden alınarak sorular çözülebilinir. Geometri soru çözümlerinde farklı yollardan sorular çözülebilir. Bu yolları kolay görmenin en önemli şartı konuyla ilgili yeterince örnek soru çözmektir.


Geometri Sorularını Kolay Çözmek İçin


Kısaca şunlar yapılmalıdır.

1) Soruyu içeren konu ve formüller bilinmelidir.

2) Önceden yeterince örnek soru çözülmelidir.

3) Sorunun çözümü için verilen tüm bilgiler şekle yerleştirilmelidir.

4) Açı sorularında ikizkenar üçgen varsa, tepe açısı tespit edilip, taban açılarının aynı olduğu şekle yazılmalıdır.

5) Bir şekilde 30o, 45o, 60o, 150o, 145o, 120o varsa uygun bir köşeden dik indirilerek sorular çözülebilir.

6) İkizkenar üçgen, eşkenar üçgen, ikizkenar yamuk sorularında tepe açılarından dik indirilerek sorular kolay çözülebilir.

7) İki kenarı paralel olan bir dörtgen sorusunda bir köşeden paralel olamayan kenara paralel çizilerek soru kolayca çözülebilir.

Yeni öğrenilen her konu mutlaka akşam tekrar edilmeli, hafta içi ve hafta sonunda birer tekrar yapılırsa konu uzun zaman hafızamızda saklı kalır.

9) Başarmak istediğiniz bir konuda samimi iseniz, onu mutlaka başarırısınız.

COĞRAFYA DERSİNİN İÇERİĞİ


Coğrafyanın araştırma ve inceleme konusu yeryüzünde görülen olayların karşılıklı sebep sonuç ilişkileridir. Örneğin dünyanın şekli ve hareketleri, harita bilgisi, iklim ve doğal bitki örtüsü, yer şekillerinin oluşum ve etkileri, nüfus ve yerleşme, ekonomik coğrafya ve Türkiye coğrafyası, doğal ve beşeri olayların tanınması ve bunların insanlar üzerindeki etkilerini araştırır.


COĞRAFYA DERSİNE ÇALIŞMA


A) Derste

Her derste olduğu gibi bu dersin daha iyi anlaşılması için mümkünse farklı kaynaklardan o günkü konu ile ilgili ön hazırlık yapılarak gelinmelidir. Coğrafya dersi ayrıntı içeren ve bölümleri arasında konu bütünlüğü olan bir ders olduğu için dersin her boyutunda aktif bir dinleyici olmak gerekir. Asıl olan atlaslarda ve duvar haritalarında bulunabilen yer adlarını çeşitli istatistiki bilgileri ezberlemek değil, coğrafi olayların sebeplerini açıklamaya ve bu sebeplerden sonuçlar çıkarmaya yönelmektir


B) Bireysel Çalışmalarda

Bireysel çalışmalarda derste anlatılan konular belli dönemlerde tekrar edilmeli ve testler çözülmeli, yanlış cevaplandırılan ve boş bırakılan sorulara ait konulara geri dönülmelidir.

Okuma, anlama ve yorumlama hızını arttırmaya yönelik çalışmalara ağırlık verilmelidir.

Kavram, yargı ve düşünce düzeyinde bireysel gelişimi sağlayacak çalışmalar yapılmalı, test kapsamları gözden geçirilmelidir. Çözülen soru sayısından ziyade soru içeriklerine dikkat edilmeli, konunun tüm özelliklerini kavratıcı niteliklere sahip sorulara ağırlık verilmelidir.

Coğrafya dersinde genel soyut kavramlar az, somut kavramlar daha çoktur. Ders çalışırken günlük yaşamdan ve hayatın içinden örnekler seçmeliyiz. Bu öğrenmemizi kolaylaştıracaktır. Sadece konuyu dinleyip ya da okuyup anlaşıldığına karar vermemiz doğru değildir. Konuyu anlamış olmamız için konu ile ilgili soruların doğru yapılıp yapılmadığına bakmak zorundayız.


Coğrafyada temel prensip doğal ve beşeri olayların dünya genelinde ve Türkiye'deki dağılışıdır. Bunun için sınavdan önce dünya ve Türkiye haritaları iyi incelenmeli önemli doğal ve beşeri olayların yeri bilinmelidir. Örneğin en kurak yerlerin dağılışı, çöllerin dağılışı, en çok yağış alan yerler, ormanların dağılışı, sıcak iklimlerdeki ülkeler, kutuplara yakın ülkeler, doğu ve batı yönündeki geniş ülkeler, eğimli ve engebeli ülkeler, ovalar ve platoların bulunduğu ülkeler…


TÜRKÇE DERSİNİN İÇERİĞİ


Türkçe dersi dil ve anlam bilgisi olmak üzere iki temel konudan oluşur. Öğrencinin dinleme, okuma ve yazma faaliyetleri ile Türk dilinin bütün özelliklerini öğrenme, kullanma ve bu yolla bilgi edinme, kavrama, analiz ve sentez yapabilme alışkanlığı kazanması bu dersi okumadaki en önemli gerekçelerden birkaç tanesidir. Türkçe dersi kişinin anlama ve yorumlama gücünü geliştirdiği için bu derste başarılı olmak, tüm derslerdeki, özellikle sözel derslerdeki başarıyı olumlu yönde etkilemektedir. Doğru cevabı bulmak soruyu doğru okumaya, doğru anlamaya ve doğru yorumlamaya bağlıdır.


TÜRKÇE DERSİNE ÇALIŞMA


A) Derste

Türkçe dersi dinlenirken; öğretmenin uyarıları dikkate alınmalı, önemli yerler işaretlemeli, anlatılanların benzerlik ve zıtlıkları karşılaştırılarak mukayese edebilme bilinci geliştirilmelidir. Türkçe dersinde konular işlenirken yakından uzağa, basitten karmaşığa ve bilinenden bilinmeyene giden bir yöntem izlenir. Ayrıca Türkçe konuları birbirinden bağımsız değildir. Bu nedenle bütün konular derste ilgi ile takip edilmelidir. Derste öğretmenin verdiği örnekler, öğrenilen konuların ince ayrıntılarını kavratmaya yönelik olduğu için bu örneklere ait özellikler üzerinde durulmalıdır. Soru sayısı en fazla olan ders olduğu için bu derse karşı önyargılı davranılmayıp anlaşılmayan bölümler öğretmene sorulmalıdır.


B) Bireysel Çalışmalarda

Bireysel çalışmalarda derste anlatılan konular belli dönemlerde tekrar edilmeli ve testler çözülmeli, yanlış cevaplandırılan ve boş bırakılan sorulara ait konulara geri dönülmelidir.

Okuma, anlama ve yorumlama hızını arttırmaya yönelik çalışmalara ağırlık verilmelidir.

Kavram, yargı ve düşünce düzeyinde bireysel gelişimi sağlayacak çalışmalar yapılmalı, test kapsamları gözden geçirilmelidir. Çözülen soru sayısından ziyade soru içeriklerine dikkat edilmeli, konunun tüm özelliklerini kavratıcı niteliklere sahip sorulara ağırlık verilmelidir.

Tarih Dersine Nasıl Çalışılır?

Okumaktan sıkılmayan, geçmişi merak eden ve günümüzdeki gelişmelerle geçmişi özdeşleştirmekten hoşlanan öğrenciler, tarih konularını kolayca öğrenebilmektedirler. Tarih kolay öğrenildiği gibi, kolayca da unutulabilmektedir. Çünkü, yüzlerce bilgiyi (neden – sonuç – anlaşma maddesi gibi) akılda tutmak gerekiyor.


Atalarımız "Okumadan âlim, yazmadan katip olunmaz." demişler. Tarih dersine çalışırken konuları anlayarak okumalı, bir yandan da küçük küçük notlar alınmalıdır.

Dersi öğretmen anlatırken iyi dinlemeli, anlaşılmayan yerler sorulmalıdır. Not tutma da ihmal edilmemelidir. Daha sonra bu notlar gözden geçirilerek, konu tekrar edilmelidir.

Bilgilerinizi kontrol etmek, sağlamlaştırmak ve konulara dair yorum gücünüzü artırmak için, bulabildiğiniz kadar soru çözmelisiniz. Bol soru çözme, soru çözme hızınızı artıracağı gibi, bilgi eksikliklerinizin görülmesini de sağlayacaktır.


Konularla ilgili temel bilgiler çok iyi bilinmelidir. Önemli olayların nedenleri ve sonuçları, önemli olaylar arasındaki etkileşim günümüze kadar devam eden etkileri öğrenilmelidir.

Tarih konularıyla ilgili temel kavramlar ve terimler çok iyi bilinmelidir: Merkezi otorite, siyasi birlik, feodalite, rönesans, manda ve himaye gibi.

Temel bilgiler ve kavramlar arasında bağlantılar kurulmalıdır. Örneğin, Haçlı Seferlerinin sonuçlarıyla Avrupa'daki siyasal, sosyal, ekonomik ve bilimsel gelişmeler arasındaki etkileşimin bilinmesi gibi.


Tarih olayları arasındaki benzerlikler, ortak noktalar bilinmelidir. Örneğin, ekonomik çıkarların devletler arasında savaşa neden olması. Milliyetçilik akımının etkisiyle bağımsızlıklarını kazanmak isteyen ulusların imparatorluklara isyan etmesi veya ham madde ve pazar rekabetinin sanayileşmiş ülkeler arasında anlaşmazlıklara neden olması gibi. Buna din unsuru, egemen olma duygusu, toprak kazanma isteği de örnek olarak gösterilebilir.

Geçmiş yıllarda çıkan ÖSS ve ÖYS soruları çözülmelidir.

Konular halledildikten sonra bolca test çözülmelidir.

BİYOLOJİ DERSİNİN İÇERİĞİ


Biyoloji, canlıları inceleyen bir bilim dalıdır. Canlılara ait olan olayları pozitif bilim metotlarıyla açıklamaya çalışır. Biyoloji, yaşamsal olaylar arasında ilişki kurup hayatı kolaylaştırır. Sebep-sonuç ilişkileri kurarak yaşamı kavrama ve edinilen bilgilerden faydalanarak problemleri çözmeye çalışır. İşte tüm bunlar biyoloji öğrenmenin temel amaçlarıdır.

Biyoloji öğretiminin sonucunda canlılar, sistemler, basit anlamda yaşam ve onu oluşturan unsurlar kavratılır ve bunlar pratik hayatta kullanılabilecek veriye dönüştürülür. Biyoloji dersi bilgi ağırlıklı olması sebebiyle anlatımın yanında grafik, şekil, tablo ve şema ile desteklenerek yorum yaptırılan, muhakeme ve karşılaştırma gerektiren, ezberle öğrenilemeyecek, çok önemli bir fen bilimleri dersidir. Bazı ünitelerin biyolojide temel olması nedeniyle ilerleyen ünitelere gelince temel konuların tekrar gözden geçirilmesi gerekir.


BİYOLOJİ DERSİNE ÇALIŞMA


A) Derste

Her ders için geçerli olduğu gibi biyoloji dersinde de başarılı olmanın temelinde dersin derste öğrenilmesi koşulu vardır. Öğrenci etkin dinleme çerçevesinde karşılıklı diyalog ile konuları pekiştirmeli ve kafasına takılan soruları anında sorarak çözüm yolu bulmalıdır. "Bu derste konuyu anlamasam da olur. Anlatan biri elbette bulunur. " fikri zihninize yerleşmişse dersi takip etmede sorun yaşayabilirsiniz. Biyoloji dersinde mantıksal bilgi ön planda olduğu için konular dinlenirken önemli noktalar kaçırılmamalıdır. Canlı varlıklara karşı ilgili bir zihinsel hazırlık ve merak güdüsü de biyoloji öğrenmeyi kolaylaştırır.


B) Bireysel Çalışmalarda

Biyoloji, Latince terimlerin ağırlıklı olduğu bir derstir. Dershanede veya okulda öğretmenden dersi dinledikten sonra kelimelerin akılda tutulabilmesi için mutlaka tekrar edilmesi gerekir. Çünkü ilk kez duyulan kelimelerin unutulması daha kolaydır. Bir gün sonra işleyeceğiniz konuya ön hazırlık yaparak veya en az bir kez okuyarak gelirseniz daha kalıcı ve kolay bir öğrenme gerçekleştirmiş olursunuz. Biyoloji dersi çalışırken önemli noktaların altı çizilmeli gerekli notlar alınmalıdır. Böylelikle konuların önemli yerleri notlardan tekrar edilebilir. Ders çalışılırken sebep-sonuç ilişkisi dikkate alınarak ezberden kaçınılmalıdır. Ezber; muhakeme sorularını çözmekte sizi zora sokabilir. Öğrenilen konular periyodik zamanlarda soru çözülerek pekiştirilmeli, unutulma engellenmelidir. Her derste olduğu gibi biyoloji dersi de önem verilmesi gereken, çalışma ve emek isteyen bir derstir. Biyoloji atlasından, şekillerden, kitaptaki grafik ve tablolardan faydalanılması öğrencinin görme duyusunu da geliştireceğinden etkili bir öğrenme sağlanmış olacaktır. KİMYA DERSİNİN İÇERİĞİ


Kimya dersi, maddelerin yapısını, özelliklerini, birbirleri ile olan etkileşimlerini inceler. Bu dersle, gözlemlerin formüle edilişi, analitik düşünme ve problem çözme yeteneği kazandırılmaya çalışılır. Kimya başlı başına bir bilim olmasına rağmen matematik, biyoloji ve fizik dersleri ile de bağlantılıdır. Bu sebeple ÖSS'de çıkan bazı kimya soruları biyoloji ve fizik konularını da kapsamaktadır. Eğer matematik dersinde başarılı iseniz kimya dersinde de başarılı olmanız kuvvetle muhtemeldir. Özellikle trigonometri, denklem kurma, grafikler ve türev gibi matematiğe ait konuların, bağıntı ve formüllerin iyi öğrenilmesi kimya dersine ait çalışmalarınızda işinizi kolaylaştırır.


KİMYA DERSİNE ÇALIŞMA


A) Derste

Derste aktif olmanız gerekir. Bunun için derste işlenecek konuya ön hazırlık yaparak gelmeniz, hem aktif olmanızı, hem de konuya daha hızlı hakim olmanızı sağlar. Bu şekilde derste işlenen konuya dair eksiklerinizi fark ederek kısa sürede konunun bütününe hakim olabilirsiniz.

Tüm derslerde olduğu gibi kimya dersinde de başarılı olmak için kimya dersine veya bazı kimya konularına karşı önyargıdan kaçınmak gerekir. Dersi iyi dinlemeli, ayrıntıya kaçmadan önemli gördüğünüz yerlerin altını çizmelisiniz. Anlamadığınız yerleri öğretmene sormaktan çekinmemelisiniz. Öğretmen tarafından sınıfta örnek olarak çözülen sorulara da dikkat etmelisiniz.

B) Bireysel Çalışmalarda

Dersi derste dinlediğiniz zaman yapmanız gereken görevin % 70'ni halletmişsiniz demektir. Bundan sonraki göreviniz ise öğrenmiş olduklarınızı pekiştirmek, unutmamak, ve tam manasıyla öğrenemediğiniz konuları da öğrenmeye çalışmaktır. Dershaneden aldığınız tüm kaynakları bireysel çalışmalarda kullanmalısınız. Farklı kaynaklardan da yararlanarak değişik soru tiplerine aşinalık kazanabilirsiniz. Konu ve soru kitaplarını bitirdikten sonra ÖSS denemeleri çözerek kendinizi geliştirebilirsiniz. En iyi öğrenme yollarından biri de deneme sınavlarının sonunda yapamadıklarınızı veya boş bıraktıklarınızı öğretmenlerinizle ve arkadaşlarınızla tartışarak öğrenmeye çalışmanızdır

.FİZİK DERSİNİN İÇERİĞİ


Fizik dersi, Fen grubu dersleri içerisinde yer alan, bireylerin sayısal kapasitelerini kullanmalarını gerektiren, yorum ağırlıklı bir derstir.

Vektör kavramını, sayısal bazı işlemleri hatta yorum yeteneğini de içerdiğinden bir çok dersten faydalanır ve bir çok derse ışık tutar.

Vektör, kuvvet, moment, ağırlık merkezi, basit makineler, kütle- öz kütle, sıvıların statiği, sıcaklık ve genleşme, hareket, enerji, elektrostatik, elektrik akımı ve optik ÖSS'de çıkan belli başlı fizik konularıdır. Yanlış bir önyargı sonucu öğrenciler tarafından branş dersleri içerisinde en zor olarak algılanan derslerden birisi fiziktir. Başarısızlığın temel nedeni de budur. Fizik dersini de diğer dersler gibi algılamak gerekir.

Bazı basit temel esaslar yerine getirildikten sonra öğrenilmesi kolay ve zevkli bir derstir.


FİZİK DERSİNE AİT SORULARIN ÖZELLİKLERİ


ÖSS'deki 45 soruluk fen grubu dersleri içerisinde 19 soru ile en fazla soru çıkan ders olup bir sayısal öğrencisinin mutlaka öğrenmesi gereken bir derstir. ÖSS'de çıkan fizik sorularının zorluk derecesini üç gruba ayırabiliriz. %25'i kolay, %50'si normal, %25'si ise çeldirici özellik taşıyan ve yoruma ihtiyaç duyulan zor nitelikteki sorulardır. Fizik dersine programlı çalışan bir öğrenci soruların %75'ini rahatlıkla çözebilir.

Fizik dersinde sıralama soruları, kıyaslama ve fark alma soruları, oran soruları, ilke soruları belli başlı soru tipleridir.

Fizik soruları genellikle şekilli ve soru metni ile şekilde birbirinin tamamlayıcısı olduğundan her ikisi birlikte dikkate alınarak verilen ve istenilen değerler belirlenmelidir.

İlkeli sorularda önce soru kökü okunmalı ve ilkeler bu amaca uygun olarak incelenmelidir.Sorulara ezberci mantıkla değil, düşünce ve yorumla yaklaşılmalıdır. Soru çözerken mümkünse şekil ve grafik çizerek olay somutlaştırılmalı ve zaman kaybı önlenmelidir. Özellikle altı çizili, en az, en çok, kesinlik ve benzeri ifade eden anahtar kelimelere dikkat edilmelidir.


FİZİK DERSİNE ÇALIŞMA


A) Derste

Fizik dersini derste anlamak başarmak için ön koşuldur. Derste öğretmenin yaptığı açıklama ve verdiği örnekler çok dikkatli takip edilmeli, bütün ayrıntılar dikkate alınmalıdır. Sorular, çözümler, grafikler ve çizimler hatasız bir şekilde deftere geçirilmelidir. Öğretmen konuyu anlatırken veya örnek sorular çözerken anlaşılmayan bölümler vakit kaybedilmeden sorulmalı ve öğrenilmelidir. İşlenecek konuları daha rahat anlamak ve takip etmek için muhakkak derslere hazır gelinmelidir.


B) Bireysel Çalışmalarda

Fizik dersinde başarılı olabilmek için ders sonrası düzenli ve programlı tekrar zorunludur. Konu ile ilgili temel kavramlar iyi öğrenilmelidir. Anlaşılamayan kavram, tanım ve alt başlıklar, derslerde tutulmuş notlar günlük tekrarlarda gözden geçirilmeli, örnek sorularla öğrenme pekiştirilmelidir.

Geçmiş yıllara ait sorular çözülmeli, MEB müfredatını esas alan fizik kitabı temel kaynak olmak şartı ile eldeki yardımcı ders kitapları, ders notları soru bankları gibi dokümanların hepsinden faydalanmak gerekir.


DERSİN PUAN TÜRLERİNE GÖRE ÖNEMİ:


A) Sözel Puan Türünde Hazırlananlar İçin:

Sözel puanın önemli olduğu öğrenciler için çok fazla dikkate alınmayan bir derstir. Fakat günlük hayat tecrübesi ile çözülebilecek, basit matematik işlemleri ile yapılabilecek soruların olması, zaman kaldığında bu dersle ilgili soruların incelenmesi faydalı olacaktır.


B) Sayısal Puan Türünde Hazırlananlar İçin:

Sayısal gruptaki belirleyici derslerin başında yer alır. Yüksek puan alabilmek için, fizikte başarı şarttır. Bu grup içinde yer alan öğrencilerin konu ayırımı yapmadan düzenli fizik çalışmaları gerekir.


C) Eşit Ağırlıklı Puan Türünde Hazırlananlar İçin:

Fizik dersi eşit ağırlıklı öğrencilerin okul müfredatlarında yer almamakla birlikte, çözüldüğünde eşit ağırlıklı puanı yükselten bir etkisi vardır. İşlem ağırlıklı olmayan yorum yapılabilecek soruların varlığı bu gruptaki öğrenciler için faydalı olabilir.


D) Dil Puan Türünde Hazırlananlar İçin:

Bu derse ait sorular dil puanı hesaplanırken dikkate alınmayacaktır. Dil puanı ile bir yüksek öğretim programına girmek isteyen öğrencilerin fizik dersine çalışmaları diğer puan türlerinde tercih yapmalarına bağlıdır.
devamını oku...

türkiyenin ithal ettiği ürünler

Perfomans ödevi: Yakın çeverede bulunan 5 tane ithal ürünün hangi ülkelerden geldiğini belirleyiniz ve aynı şekilde 5 ürünün hangi ülkelere ihraç edildiğini belirleyiniz


* her bir ürün farklı bir alanda olmasına dikkat ediniz.Örneğin, ulaşım , gıda, giyimi


* bu ürünlerin hangi ülkelerden geldiğini hangi ülkelere gönderildiğini araştırınız


* Bu ülkelerin tercih edilme nedenlerinin neler olabileceğini belirleyiniz


* bu ürünlerin dünyanın diğer ülkelerinde bulunup bulunmayacağını nedenleri ile birlikte açıklayınız
devamını oku...

tanzimat dönemi türk edebiyatı özellikleri

Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatının,1860’ta Şinasi’nin Agah Efendi ile birlikte çıkarttıkları Tercüman-ı Ahval gazetesi ile başladığı kabul edilmektedir.

Tanzimat edebiyatının sürdüğü dönem,demokratik hak ve özgürlükleri, yönetici-sanatçı ilişkileri yönünden farklı nitelikler taşır.Tanzimat dönemi iki süreç yaşamıştır.Birincisi 1877’de II.Abdulhamit’in Meşrutiyet Meclisi’nin çalışmalarını durdurmasına kadar geçen, demokratik hak ve özgürlüklerin kullanıldığı süre, ikincisi 1877’den sonra başlayan baskıcı yönetimin, sanat ve edebiyatı etkilediği süre.Bu nedenle Tanzimat edebiyatı; Birinci Dönem(1860-1877) ve İkinci Dönem (1877-1896) olarak iki dönemde ele alınmıştır.


TANZİMAT EDEBİYATINDA İLKLER


İlk resmi gazete : Takvim-i Vekayı (1831

İlk yarı resmi gazete : Ceride-i Havadis (1840)

İlk özel Türkçe gazete : Şinasi, Agah Efendi, Tercüman-ı Ahval (1860)

İlk mizahi gazete : Teador Kasap, Diyojen (1870

İlk eleştiri : Namık Kemal, Tahrib-i Harabat....

İlk makale : Şinasi, Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi

İlk yazılan tiyatro : Şinasi, Şair Evlenmesi (1859

İlk oynanan tiyatro : Namık Kemal, Vatan Yahut Siliste

İlk yerli roman : Şemsettin Şinasi, Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat (1872)

İlk çeviri roman : Yusuf Kamil İlk edebi roman : Namık Kemal, İntibah (1876) Paşa, Terceme-i Telemak(Fenelon 1859


I. DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATI(1860-1877)


ÖZELLİKLERİ:

1.”Toplum için sanat” anlayışı benimsenmiştir.Sanat, toplumun Batılılaşması için bir araç olarak kullanılmıştır

2.Eserlerin halkın anlayabileceği sade bir dille yazılması amaçlanmıştır.

3.Divan edebiyatının süslü-sanatlı düz yazısı yerine, belli bir düşünceyi iletmeyi amaçlayan yeni bir düzyazı geliştirilmiştir; ilk kez noktalama işareti kullanılmıştır.

4.Şiirde yeni konular (yurt, ulus, özgürlük, insan hakları...)işlenmiştir.Biçim bakımından Divan edebiyatına bağlılık sürmüş; gazel, kaside, murabba, terkib-i bend gibi nazım biçimleri kullanılmıştır.

5.Tanzimat sanatçıları, Fransız edebiyatını örnek almışlar; klasisizmin ve romantizmin etkisinde kalmışlardır.

6.İlk örnekleri bu dönemde görülen roman, teknik yönden zayıf ve kusurludur.Romanlarda Batılılaşmanın yanlış anlaşılması, aile sarsıntıları, köle ticareti gibi konular işlenmiştir.

7.Tanzimat tiyatrosu, sahne dili ve tekniği açısından başarılıdır.Tiyatro, halkı eğitmek için bir okul gibi düşünülmüştür.


8.Tanzimat edebiyatı, batı etkisindeki Türk Edebiyatı’nın ilk durağı olmasından ötürü, Batı edebiyatı türlerinin ilk örnekleri bu dönemde verilmiştir.Bu dönem edebiyatı bir “ilk”ler edebiyatıdır


BİRİNCİ DÖNEM SANATÇILARI


ŞİNASİ(1828-1871)

1.Tanzimat Edebiyatının kurucusu ve öncüsüdür.

2.Divan Edebiyatı kasidelerine, nesnel bir içerik kazandırmıştır.Şiirlerinde, “insan hakları, hukukun üstünlüğü, demokratik haklar” gibi yeni konular ve kavramlar üstünde durmuştur.

3.”Şair Evlenmesi” adlı üç birlik kuralına uyan, tek perdelik töre komedisi ile, ulusal tiyatromuzun izleyeceği yolu vurgular.Bu tiyatroda Batı tiyatrosu tekniği ile geleneksel halk tiyatrosu öğeleri kaynaştırılmıştır.Noktalama işaretleri ilk kez bu eserde kullanılmıştır.

4.Şinasi, klasisizmin etkisinde kalmıştır.Batı edebiyatından şiir ve La Fontaine’den fabl çevirileri yapmıştır

Yapıtları : Şair Evlenmesi (tiyatro), Tercüman-ı Ahval, Tasvir-i Efkar (gazete), Durub-u Emsal-i Osmaniye (atasözü derleme), Tercüme-i Manzume (çeviri şiir)


NAMIK KEMAL(1840-1888)


1.Tanzimat döneminin en önemli düşünce, sanat ve siyaset adamıdır.


2.Gençliğinde Divan Edebiyatı tarzında şiirler yazmış, Avrupa’ya gittikten sonra yeni edebiyatı benimsemiş ve o yolda ürünler vermiştir.


3.Şiirleri biçim bakımından eski, konu bakımından yenidir.Yurt, ulus, özgürlük gibi konuları işlemiştir.Ayrıca şiirlerinde mücadeleci teni bir insan tipi yaratmıştır.


4.Tiyatroyu “eğlencelerin en faydalısı” olarak nitelemiş, halkın eğitilmesinde okul gibi görmüş, sahne dili ve tekniği yönünden başarılı yapıtlar vermiştir.

Yapıtları : Şiirleri kitap olarak yayınlanmamıştır.Vatan Yahut Silistre, Zavallı Çocuk, Akif Bey, Gülnihal, Celalettin Harzemşah, Kara Bela (tiyatro); İntibah (Sergüzeşt-i Ali Bey, Son Pişmanlık), Cezmi (roman); Tahrib-i Harabat, Takip (eleştiri); Hürriyet, İbret (gazete); Osmanlı Tarihi (tarih)




ZİYA PAŞA(1825-1880)


1.Edebiyatımızın Batılılaşma konusunda çelişkili görüşler savunmuş, ‘Şiir ve İnşa’ makalesinde, asıl edebiyatımızın ‘Halk Edebiyatı’ olduğunu belirtirken, ‘Harabat’ adlı Divan Edebiyatı antolojisinin önsözünde ise Divan Edebiyatını övmüştür.

2.Asıl ününü Terkib-i Bent manzumesiyle kazanmış, bu manzumedeki betitlerin çoğu, halk arasında atasözü gibi yayılmıştır.


3.Şiirlerini aruz ölçüsüyle yazan Ziya Paşa’nın bir de hece ölçüsüyle yazdığı türküsü vardır.



Yapıtları : Eşar-ı Ziya, Külliyat-ı Ziya Paşa (ölümünden sonra yayımlanan şiirleri) ; Zafername (yergi); Harabat (3 cilt, antoloji); Rüya, Veraset mektupları (Siyasal yazı); Defter-i A’ mal (anı)...


İKİNCİ DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATI(1877-1896)

Bu dönemin, 1.Meşrutiyet Meclisi’nin 1877’de, Osmanlı- Rus savaşı gerekçe gösterilerek kapatılmasıyla başlayan baskıcı yönetimi vardır.Bu durum sanat ve edebiyatı da etkilemiştir


ÖZELLİKLERİ :


1.Bu dönemde toplum sorunlarından uzaklaşılmış, ‘sanat için sanat’ ilkesi benimsenmiştir.

2.Dilde sadeleşme çabası bırakılmıştır

3.Batı edebiyatı türlerinde ürünler verilmiş, sanatçılar daha da ustalaşmıştır

4.Şiirin konusu genişletilmiş,biçimsel yenilikler getirilmiştir.

5.Romanda realizmin etkisi görülmüş, ilk realist roman bu dönemde yazılmıştır.


6.Tiyatro önemini yitirmiş, sahne dil ve tekniği açısından başarısız eserler yazılmıştır.


İKİNCİDÖNEM SANATÇILARI

1-RECAİZADE MAHMUT EKREM

2-ABDULHAK HAMİT TARHAN

3-SAMİPAŞAZADE SEZAİ

4-NABİZADE NAZIM

5-ŞEMSETTİN SAMİ

6-MUALLİM NACİ

7-AHMET MİTHAT EFENDİ

8-AHMET VEFİK PAŞA


1-RECAİZADE MAHMUT EKREM(1847-1914)


1.”Üstat Ekrem” lakabıyla tanınmış, eski edebiyatı savunanlara karşı, yeni edebiyat taraftarı genç şair ve yazarları korumuş bir sanatçıdır.

2.”Talim-i Edebiyat” adlı eserinde yeni edebiyat kurallarını tanıtmış, arka arkaya yitirdiği çocukları için yazdığı ölüm şiirlerinde başarılı olmuş, şiirin konusunu genişletmiştir.

3.Eski Edebiyat taraftarlarının önderi Muallim Naci ile “kafiyenin göz için mi kulak için mi olacağı” konusunda uzun tartışmalara girmiştir.

4.Düzyazı türlerinde de ürünler veren sanatçı, edebiyatımızın ilk realist romanı kabul edilen “alafrangalık özentisi” konusunu içeren, “Araba Sevdası”nı yazmıştır.


Yapıtları : Zemzeme(1-II-III), Pejmürde, Nijad Ekrem (şiir); Araba Sevdası, Muhsin Bey, Şemsa (Roman); Atala, Vuslat, Çok Bilen Çok Yanılır (tiyatro); Zemzeme(I-II-III önsözler); Takdir-i Elhan (eleştiri)...

2-ABDULHAK HAMİT TARHAN

1.Tanzimat şiirini biçim ve içerik bakımından yenileştirmiş, Servet-i Fünun için ortam hazırlamıştır.

2.”Şair-i Azam” (En büyük şair) lakabıyla tanınmış, şiirlerinde aşk, ölüm, felsefe konularını işlemiş, özellikle eşinin ölümüyle ilgili olarak yazdığı “Makber” şiiriyle ünlenmiştir.

.Dili ağır olduğu için şiirleri kalıcı olmamıştır.

4.Konularını yabancı toplumun yaşamından ve tarihinden almıştır.Tiyatroları sahne dili ve tekniği bakımından başarısızdır.Genellikle sahneye ko Yapıtları : Makber, Ölü, Hacle, Bunlar O’ dur (şiir); Sahra (İlk pastoral şiir); Eşber, Tezer, Tarık, Liberte, Sardanapal, Duhter-i Hindu, Finten...(manzum nesir tiyatro)nmak üzere değil, okunmak üzere yazılmış eserlerdir.


3-SAMİPAŞAZADE SEZAİ(1860-1936)

1.Realist özellikleri ağır basan ve köle ticaretini konu alan “Sergüzeşt” adlı romanıyla tanınmıştır.Bu romanda “Dilber” adlı bir esir kızın yaşamı anlatılır.

2.Hikayelerinde romanından daha kuvvetli bir teknik vardır.Küçük, önemsiz, şaşırtıcı konuları , olması mümkün olayları ; ruh çözümlemeleriyle doğal ve günlük konuşma diliyle işler.

3.Küçük hikaye türünün ilk örneği sayılan “Küçük Şeyler” adlı eseri vardır

Yapıtları : Şiir (piyes); Sergüzeşt, Küçük Şeyler , Jak (hikaye- roman


4-NEBİZADE NAZIM(1862-1893)

1.Realist-natüralist etkiler görülen ve “köy” konulu ilk romanımız olarak kabul edilen “Kara Bibik ” adlı yapıtıyla tanınmıştır.Bu eser kimi edebiyatçılar tarafından uzun hikaye olarak ta kabul edilmektedir

2.Türk hikayesini realizme doğru götürür.Kahramanlarını durumlarına yaradılışlarına uygun tarzda konuşturur.Hareketli, sade, canlı bir dili vardır.

3.Dış gözlemi kuvvetlidir.Olayları, çevreyi anlatırken düşüncelerini katmaz.

Yapıtları : Zehra, Karabibik, Seyyie-i Tesamuh (roman); Heves Ettim (şiirler)



5-ŞEMSETTİN SAMİ(1850-1904)

1.Özellikle Türkçe’nin sadeleşmesi konusunda görüşleri ve çalışmalarıyla tanınmış, Türkçe’nin sadeleşmesi yolunda ilk bilimsel çalışmayı ortaya koymuş bir sanatçıdır.”Ulusal bir dil olmadan ulusal bir edebiyatın yaratılmayacağı”na inanmıştır.

2.Lisan-ı Türk-i Osmani, Lisan ve edebiyatımız makaleleri, Orhun Yazıtları ve Kutadgu Bilig çalışmalarıyla memleketimizde Türklük şuurunun uygulanmasında büyük bir rol oynamıştır.

Yapıtları : Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat (ilk Türk romanı); Kamus-u Türki, Kaamus-ı Fransevi (sözlük); Kaamüs-ül Alam (ansiklopedi, 6 cilt); Sefiller, Robenson...(çeviri eser)


6-MUALLİM NACİ(1850-1893)

1.Yetiştiği koşulların etkisiyle eski edebiyat taraftarların öncüsü olan şair, Recaizade Mahmut Ekrem’le yaptığı edebi tartışmalarla tanınmıştır.

2.Türkçeyi doğal söylenişini bozmadan aruza uydurması bakımından Tevfik Fikret ve Mehmet Akif’i etkilemiştir.

Yapıtları : Ateşpare, Şerare, Firüzan (şiir); Ömer’in Çocukluğu (anı); Lügat-ı Naci (sözlük); Demdeme (önsöz, Recaizade Mahmut Ekrem’in ‘Zemzeme’ adlı eserini eleştirir.



7-AHMET MİTHAT EFENDİ(1844-1912)

1.Halkı eğitmek ve halkın kültür düzeyini yükseltmek için, yeri geldikçe konu dışına çıkarak “fen , sanat, tarih, coğrafya vb. alanlarda” ansiklopedik bilgi aktaran bir sanatçıdır.

2. Eserlerinde okuyucuyu eğitmek için “kıssadan hisse” çıkararak ders verici sonuçlara ulaşan, olay arasında araya girerek kendi duygu ve düşüncelerini aktaran, bu özelliğiyle romantizmin etkisinde kaldığını gösteren populist (halkçı) bir sanatçıdır.

3. Eserlerinde realist izler de görülen Ahmet Mithat’ın dili, konuşma diline yakın bir sadeliktedir. Çeşitli alanlarda (roman, hikaye, tiyatro, matematik...) 200’den fazla yapıtı olan sanatçının eserlerinde, sanatsal kaygıyı ikinci plana attığı görülür.

Yapıtları :Henüz On Yedi Yaşında, Yeniçeriler, Felatun Bey İle Rakım Efendi, Hasan Mellah, Hüseyin Fellah (roman); “Letaif-i Rivayet” adlı eseri batılı anlamda ilk öyküdür.


8-AHMET VEFİK PAŞA(1823-1892)

1. Türk dili ve tarihi ile ilgili çalışmalarıyla ünlenmiş, bu çalışmalarla Türkçülük akımının kültürel ortamını hazırlamış bir sanatçıdır.

2.Yazar, dil ve tarihle ilgili araştırmalarının yanı sıra tiyatro alanında da önemli çalışmalar yaptı.Moliére’nin pek çok oyununu Türk hayatına uygulayarak çevirdi.

Yapıtları :Kocalar Mektebi, Kadınlar Mektebi, Tartuffe (çeviri tiyatro); Zor Nikah, Zoraki Tabib, Dekbazlık, Meraki, Azarya, Tabib-i Aşk...(adaptasyon); Lehçe-i Osmani (Türkçe sözlük); Şecere-i Türki (tarih); Müntahabat-ı Durub-ı Emsal (atasözleri ve deyimler sözlüğü)
devamını oku...

türkiye'ye komşu olan ülkelerin başkentleri

Yunanistan Sınırı


Akdeniz'de Mets adası önlerinden baslar. Akdeniz'de Tütkiye-Yunanislan karasuları sınırı Meisten sonra Öniki Adalar dışta kalacak şekildedir. Meis adasının Türkiye kıyılarına uzaklığı 3 km den daha azdır.

Türkiye bu kesimde, bir karasuları sınırı varlığını kabul edemez. Çünkü, adaların minimum 3 millik karasulan hakkı olduğu kabul edilirse; Türk gemilerine Meis adası ile Teke yöresi arasındaki geçiş hakkı, kendiliğiden kapanmış olur. Türkiye'nin güneybatı kıyılarını denizden kuşatan adalar topluluğu (On iki ada), 1911 Trablusgarp Savaşı'na kadar Osmanlı Devletine bağlı idi. Savaşta İtalya'nın işgaline uğrayan adalar, 1946'ya kadar bu statüyü korudu. Ancak II. Dünya Savaş'ından yenik çıkan italya bu adaları 1947'de boşaltınca, Rum nüfus varlığını gerekçe gösteren Yunanistan Türkiye'nin aktif bir politika izlememesinden de yararlanarak adaları ülkesine katmıştır.

Ege denizindeki Oniki adalardan sonraki Türkiye-Yunanistan karasuları sınırı, Lozan Anlaşmasına göre belirlenmiştir. Bu anlaşmaya göre kuzey Ege'deki Gökçeada ve Bozcaada ile Türkiye kıyılarına 3 mil (5.56 km) kadar uzaklıkta bulunan adalar, Türkiye'ye bırakılmıştır Orta Ege adaları kıyılarımıza çok yakın olup, stratejik açıdan büyük önem taşırlar. Örneğin Dilek yarımadası ile Yunanistan'ın Sisam adası arasındaki Darboğaz'ın genişliği 1.7 km dir.

Yunanistan ile kara sınırımız, Meriç ırmağının ağız kısmından başlar. Irmak yatağını izleyen sınırı, Türkiye-Yunanistan ve Bulgaristan sınırlarının kesişme noktasında, Kapıkule Gümrük kapısının hemen yakınında son bulur. Lozan Barış Anlaşması'na göre bugünkü şeklini almış olup, 212 km lik bir uzunluğa sahiptir. Karşılıklı geçişleri güçleştiren tek engel, Meriç ırmağıdır. Ancak yine de, yapay ve siyasî bir sınırdır.

Sınır boyunda iki ülke arasında yer alan gümrük kapıları ve geçiş güzergâhları vardır. Bunlar:

ipsala ve Karaağaç gümrük kapılarıdır.

Türkiye-Yunanistan kara ve karasuları sınırlarının, Türkiye aleyhine belirlenmiş olması nedeniyle, bu ülke ile aramızdaki sorunlar henüz çözümlenmiş değildir. Sorunların bazıları, tesbit edilmiş olan sınırların Türkiye aleyhine dengesiz olması ve Yunanistan'ın Türkiye'ye karşı izlediği düşmanca politika ile ilgilidir. Bunları, kısaca şöyle özetlemek mümkündür:

Yaklaşık 400 yıl kadar Türk yönetiminde kalan Yunan halkı, 1829 Edirne Andlaşmasıyla bağımsızlığına kavuşmuştur. Yunanistan daha sonra, her fırsatta Osmanlı Devleti'nden arazi alarak sınırlarını Meriç'e kadar getirmiştir.

Lozan Anlaşmasıyla bu statü kabul edilmiş olmasına rağmen, Batı Trakya topraklan, etnik açıdan bir Türk bölgesidir. Bu topraklarda, 1990'da 150 000 Türk nüfusu yaşamaktaydı. Ancak Yunan yönetimi, Türklere zaman zaman çeşitli bahanelerle baskı yapmaktadır. Oysa, Batı Trakya Türklerine karşılık olarak istanbul'da kalan Rumlar, gayet rahat yaşar. Sayısı 100 bini bulan bu toplum, istanbul'un üst gelir grubunu oluşturur.

Yunanistan, gençliğini Megalo idea (Büyük gaye) gibi, boş bir hayalle yetiştirmektedir. Bu düşünce, eski Helen imparatorluğu'nu diriltme idealine dayanır. Megalo ideaya göre, Ege ve Marmara bölgeleri ile istanbul ele geçirilecek ve istanbul, Büyük Yunanistan'ın başkenti olacaktır. Bu görüş, zaman zaman Yunan yöneticileri tarafından da dile getirilmektedir.

Dış politikada örneğin Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi ve NATO platformlarında Yunanistan, her zaman Türkiye'nin karşısında yer almış ve almaktadır. Gerek devlet kurumları ve gerekse siyasal ilişkiler açısından Türkiye, Batı'lı bir ülkedir. Ancak eski Helen uygarlığının etkisinde kalan Batı ülkeleri, Yunanistan'a sempati duymakta ve onu desteklemektedirler. Bu da Türk-Yunan sorunlarının çözümünü güçleştirmektedir.

Bu siyasal sorunlar yanında, Türk Yunan dostluğunu sadece temenni olarak bırakacak, fiili sorunlar da vardır. Batı Trakya Türklerine yapılan baskı, Ege kıta sahanlığı ve FIR hattı sorunu, bunların başında gelir. Yunanistan, 1974 Kıbrıs Barış hareketini bahane ederek Türk uçaklarına Ege semalarını kapatmıştır. Öte yandan ""Adaların da kara suları vardır"" tezini ileri sürerek Ege adalarına 12 millik kara suları hakkı istemekte ancak Türkiye, bunun 6 milden fazla olmasını kabul etmemektedir. Her iki şekilde de adaların kıyılarımıza çok yakın olması nedeniyle, Ege'nin büyük ölçüde Türk deniz ulaşımına kapanması anlamına gelir. Bu ülkenin zaten amacı Ege denizini Türkiye'ye kapıyıp bir Yunan denizi durumuna getirmek ve Dünya milletlerine bu oldu bitliyi onaylatarak yasal bir statüye bağlamaktır. Lozan Anlaşması'na aykırı olarak Rodos, Midilli, Sisam, Sakız gibi anadolu kıyılarına yakın olan büyükçe adalar Yunanistan tarafından silahlandırılmış ve buralarda askerî hava alanları kurulmuştur. Bu durum Türkiye için bir tehdit unsurudur.

Görülüyor ki Ege kıyılarımız güvenlik açısından emniyetli bir özellikte değilir. Bu durum hem fizikî özelliklerden hem de Yunanistan'ın izlediği yanlış politikadan kaynaklanmaktadır.

Bunlar.ve benzeri nedenler iki ülke arasında, köklü birtakım sorunların ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Bulgaristan Sınırı

Meriç Irmağının Türkiye girişinden başlar. Uzunluğu 269 km olan bu sınır, 1912-1913 Balkan Savaşı ile belirlenmiş ve Lozon Anlaşmasıyla da onaylanmıştır. Sadece siyasî bir sınır olup belirgin doğal engellerden geçmeyen bu sınır, Türkiye için stratejik öneme sahiptir. Bulgaristan'dan ülkemize açılan Meriç depresyonu Avrupa ve Orta Doğu arasında Anadolu üzerinden işlemekte olan kara ve demir yollarının giriş çıkış kapısıdır. Türkiye'nin en işlek ve en önemli gümrük kapısı olan Kapıkule, bu yolların başında bulunmaktadır. Bu sınır üzerinde zaman zaman kaçakçılık ve sığınma amacıyla kaçış olayları meydana gelmektedir.

Bulgaristan'dan 1923-1984 yılları arasında 962 000 kişi Türkiye'ye göçtüğü halde Bulgaristan'da 1.5 milyon Türk nüfusu yaşamaktadır. Bu nedenle Bulgar yönetiminin Türk nüfusa karşı izlediği politikadaki değişiklikler, iki ülke arasındaki ilişkileri etkilemektedir. 1985 yılı başlarında, uzun yıllardan beri sürdürülen asimilâsyon politikası çok daha belirgin hale gelmiştir. Bulgarlaştırma politikası, Türk izi taşıyan her şeyi yok etme noktasına getirilmiştir. Hatta Türklerin adları bile Bulgar adlarıyla değiştirilmiştir. 1990'da demokratik yönetime geçilen Bulgaristan'da Türk nüfusun hakları kısmen iade edilmiş ve Türkiye-Bulgaristan arasındaki ilişkileri normale dönmüştür.

Gürcistan Sınırı

276 km olan Türkiye Gürcistan Sınırı Sarp Köyünden başlar. Eski bir yerleşme olan bu köy, çizilen sınır nedeniyle ikiye bölünmüştür.

Karadeniz kıyılarından hemen sonra, eğimli ve dağlık yerlerden geçen sınır, uzun bir süre dağlar ve platolar üzerinde devam eder. Aktaş gölü (Hazapin = Azap) gölünü ikiye böldükten sonra güneye yönelir ve Ardahan Platosu üzerinde bir süre devam ettikten sonra Ermenistan sınırına ulaşır. Bu sınır üzerinde Sarp gümrük kapısı bulunmaktadır.

Ermenistan Sınırı

Genel olarak Arpaçay ve Araş vadisini izleyerek Nahcivan-Türkiye sınırında son bulur. 316 km uzunluğunda olan bu sınır üzerinde. Akyaka gümrük kapısı bulunmaktadır.

Azeri Sınırı

Türkiye ile İğdır'ın Dilucu mevkiinde çok kısa bir sınıra sahiptir.

Azerbaycan, 1991'de SSCB'nin dağılması sonucu bağımsızlığını kazanmıştır. Türkiye Azerbaycan arasında çok sıkı ilişkiler vardır. Ekonomik, siyasî ve kültürel yönden iki ülke arasındaki ilişkiler giderek güçlenmektedir. Latin alfabesini kabul ettikten sonra kültürel ilişkiler daha da güçlenmiştir. Türkiye'de çok sayıda Azerî Türkü yükseköğrenim görmektedir.

Nahcivan Sınırı

Türkiye-Nahcivan sınırı, sadece 18 km uzunluktadır. Üzerinde Umut gümrük kapısı bulunmaktadır.

İran Sınırı

Aras'ın ülkemizden ayrıldığı yöreden (Dilucu yöresi) başlar ve Türk-iran-lrak sınırlarının kesişme noktasında sona erer Türkiye - iran sınırı, değişik özellikleriyle diğer sınırlarımızdan ayrılır. Bunları kısaca sövle özetleyebiliriz: • Doğal sınır olup genellikle su bölümü çizgisini takip eder.

• Türkiye tarafındaki Van gölü havzası ile iran tarafındaki Urmiye gölü havzasını birbirinden ayrılır. Sınır, bu iki su toplama havzasını birbirinden ayıran dağların, genellikle doruk noktalarından geçer. Bu doruklardan bazıları 3000 metreden fazla yükseklik gösterir.

• Çok eski olan Türikiye - iran sınırı, milli sınırlarımızın politik açıdan en dengelisidir. Sınır 1639 Kasr-ı Şirin Anlaşması iie çizilmiştir. O tarihten bugüne önemli sayılacak bir değişikliğe uğramamıştır.

• Türkiye- iran sının doğal bir sınır olduğu halde karşılıklı geçişleri önleyen bir duvar değildir. Ulaştırmayı sağlayan önemli giriş çıkış kapıları vardır. Sınır, etnik yönden aynı milleti ikiye böler. Çünkü iran Azarbaycan'ı (politik merkezi Tebriz) Türk nüfusunun çoğunlukta olduğu bir Türk bölgesidir.

Uzunluğu 454 km kadar olan Türkiye-iran sınırı, yukarıda da değinildiği gibi karşılıklı geçişleri zorlaştırmaz. Bu sınır üzerinde bulunan en önemli kapı, Gürbulak Gümrük kapısıdır. Bu kapıdan geçen çok işlek yol (E23 devlet yolu), Anadolu'yu baştan başa kaleden, Avrupa bağlantılı kara yolu olup, Tebriz üzerinden Tahran'a ulaşır. Güzergâh üzerindeki trafik yoğunluğu özellikle 1960 lardan sonra önem kazanan milletler arası TIR taşımacılığı nedeniyle belirgin bir şekilde artmıştır. Türkiye-iran sınırı üzerindeki bir başka Gümrük kapısı da Esendere gümrük kapısıdır.

Türkiye-iran sınırında da, bazı sorunlar vardır: Bunların başında, henüz standartları yüksek işlek bir yol sisteminin geliştirilmemiş olması ve kaçakçılık olayları gelir. Ülkemizden iran'a daha çok hayvan kaçırılır. Oradan Türkiye'ye ise narkotik (uyuşturucu) maddeler, oyuncak gereçler, mutfak eşyaları, saat ve ev eşyaları, mermi silâh gibi malların sokulduğu eskiden beri bilinmektedir. Özellikle 1960 lardan sonra yoğunlaşan TIR taşımacılığının bu gibi olayları hızlandırdığı, 1980 den sonra olayın kısmen denetim altına alınıp sınırlandırdığı bilinmektedir. Bu sorunlara terörist sızmaları da eklenmiştir.

Irak Sınırı

Türkiye - iran sınırının bitim noktasından başlar. Genellikle doğu batı yönünde uzanır ve Türkiye-Suriye -Irak sınırının kesişme noktası olan Habur-Dicle (Hezil) çayı kavşağında son bulur. 331 km uzunluğunda olan Türkiye-lrak sınırı çok dağlık bir sınırdır. Türkiye-lrak sınırının 107 km lik bir bölümü akarsuların vadilerinden geri kalan bölümü ise çok sarp ve engebeli bir araziden geçmektedir.

Lozon barış görüşmelerinde Türkiye, bölge nüfusunun çoğunun Türk olması nedeniyle Musul ve dolaylarının Türkiye'de kalması gerektiği tezini ileri sürmüştü, ingilizler kendi çıkarlarına uymayan bu teze karşı çıkmıştır, ingiltere ile Türkiye arasındaki uzun görüşmeler sonucu 1926'da imzalanan Ankara Anlaşmasıyla yukarıda belirtilen Türkiye-lrak sınırı çizilmiştir.

Türkiye-lrak sınırının Türkiye kesimi ile Irak kesimi arasında doğal, beşerî ve ekonomik dengesizlikler vardır. Sınırın Türkiye kesimi, büyük çoğunlukla Hakkâri ili sınırları içindedir. Bu arazi; Buzul Dağları ve Hakkâri Dağları gibi, doruk noktaları 3600 ile 4000 m yi bulan, çok engebeli, sarp ve dik yüzeylerden oluşmuştur. Buna karşılık Irak kesimi, yükseltileri 1500-2000 m.yi geçmeyen daha alçak yörelerden oluşur. Bu nedenlerle, sınırın Türkiye kesimi seyrek nüfuslu ve ekonomik açıdan geri bir bölge, Irak kesimi ise petrol üretim nedeniyle zengin bir bölgedir. Sınırlarımıza 130 km kadar uzaklıkta yer alan Musul'un nüfusu 600 bine yaklaşırken Türkiye kesiminin en büyük il merkezi olan Hakkâri, 1990'da 30 000 nüfuslu, kasaba görünümlü bir yerleşmedir.

Sınırın İrak tarafında bulunan Musul, Kerkük (1990'da 250 bin) ve Er-bil (1990'da 334 bin) ile dolaylarında, bugün bile, 700-800 bin dolayında Türk nüfus yaşamaktadır. Bu kalabalık nüfus kitlesi, Irak'ta zaman zaman baskı ve zülüm görmektedir. Olayın temelde gerçek sorumlusu ise, hiç kuşkusuz çıkarcı ingiliz politikasıdır. Çünkü, öncelikle çıkarlarını düşünen bu ülke, Musul-Kerkük ve Erbil dolaylarını, zorla ve oldu bitliye getirerek ülkemizden koparmıştır.

Türkiye-ırak sınırı üzerindeki karşılıklı geçişler, hemen tümüyle Ciz-re-Silopi-Zaho doğrultusunda yoğunlaşmıştır. Milletlerarası E-26 devlet karayolunun bir devamı olan bu güzergâh, istanbul-Bağdat arasında işleyen Musul-Bağdat yolunu, Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlayan, çok işlek bir yoldur. Özellikle 1960'lardan itibaren yoğun bir TIR taşımacılığına sahne olmaktadır. Burada Türkiye'nin en işlek sınır kapılarından biri olan Habur gümrük kapısı bulunmaktadır.

Sınır üzerindeki diğer geçiş noktaları, patika yollarla her iki ülkeye bağlı olup genellikle sınır ticareti ve kaçakçılık olayları bu yollardan yapılır. Irak'ta otorite boşluğu doğması sonucu, terörizm hareketleri meydana gelmiştir. Türkiye düşmanı bölücü eşkıya grupları, bu bölgede eğitim kampları kurarak, cinayet şebeke timlerini yurdumuza sokmuş ve pek çok katliam yaptırmıştır. Türkiye zaman zaman askeri güç kullanarak, bu bölgeye hava saldırıları 've kara harekâtı yapmak zorunda kalmıştır. Kuzey Irak'ta yaşayan Kürt grupların örgütlenmiş olmalarına rağmen, 1 milyon dolayındaki Türkün herhangi bir örgüte sahip olmaması düşündürücüdür.

Suriye Sınırı

Uzunluğu 877 km olan bu sınır, kara sınırımızın en uzunudur. Dicle çayı kavşağından doğu-batı yönünde Hatay il sınırına ulaşır. Daha sonra Hatay; ilinin doğu güney sınırını oluşturduktan sonra Akdeniz'e ulaşır. Türkiye'nin en güney noktası (Beysun köyü) bu sınır üzerindedir.

Türkiye-Suriye sınırının bugünkü statüsü, Türkiye-Fransa arasında imzalanan 20 Ekim 1921, 5 Haziran 1926 ve 23 Haziran 1939 Ankara Anlaşmaları ile tesbit edilmiştir. Hatırlanacağı üzere, Birinci Dünya Savaşı yıllarında, bugünkü Suriye topraklarıyla birlikte Kahraman Maraş, Gazi Antep, Şanlı Urfa, Mardin, Çukurova ve Hatay yöresi, Fransız işgaline girmiş bulunuyordu. Ancak 1921 ve 1926 Ankara anlaşmalarında Hatay ili Suriye'de kalacak şekilde sınır çizilmiştir. Ancak Atatürk, Hatay'ı anavatana bağlamaya kararlı idi. Takip edilen akılcı politika sonucu 1939 da Hatay Parlamentosu anavatana katılma kararı aldı. Bu karar aynı yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından da onaylandı. Böylece Türkiye-Suriye sınırı, günümüzdeki durumunu kazandı.

Türkiye-Suriye sının üzerinde çok sayıda gümrük kapısı vardır. Bunların başlıcaları Cilvegözü, Cizre ve Akçakale gümrük kapılarıdır.

Türkiye-Suriye sınırında bazı sorunlar vardır. Bunlar, kısaca şöyle özetlenebilir.

Suriye bazı haritalarda ve okul atlaslarında Hatay yöresini kendi ülke sınırları içerisinde göstermektedir. Suriye, 1939'da kendi halkının ve yöneticilerinin kararıyla Türkiye'ye bağlanan topraklar hakkında böyle bir politika izlemekle hem komşuluk hem de akılcılık ilkelerine uymamaktadr.

Sınır boyundaki bir diğer sorun, Türk vatandaşlarının bir kısım topraklarının Suriye'de, Suriye vatandaşlarınınki ise, Türkiye kesiminde kalmasıdır. Karşılıklı satış ve devirler yoluyla sorun çözümlenmeye çalışılmaktadır. Halen karşı ülkede arazisi bulunanlar ise, pasavanla geçiş yapmaktadır. Kuşkusuz bu gidiş gelişler, kaçakçılığı teşvik eden nedenlerden biri olup çözümlenmesi gerekir.

Türkiye Suriye sınırında, eskiden beri kaçakçılık olayları yoğundur. Sınırın çok uzun olması, her yerinden kolayca geçilebilmesi ve her iki tarafın ekonomik yapı farklılıkları, kaçakçılıkta önemli bir rol oynar. Bu sorunların çözümlenebilmesi için daha köklü tedbirler almmas gerekir. Gümrük kapısı çok fazladır. Bu sayının iki veya üçe düşürülmesi denetimi büyük ölçüde kolaylaştıracaktır.

Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı gibi Türkiye'nin kara ve deniz sınırları güvenli değildir. Kara sınırları uzun ve çok yerde coğrafî engele sahip değildir. Ayrıca sınır komşularının çok olması bu güvenliği daha da azaltmaktadır.
devamını oku...

açıköğretim meslek lisesi bölümleri

arkadaşlar benim merak ettiğim bir şey var açıköğretim meslek lisesi ile ben bu sene okuldan ayıldım lise2 den ve bu sene kayıtlar bitmeden de açıköğretime kaydımı yaptırdım

: Ben bu sene lise 2 den mi başlıyacam yoksa 1 den mi?

2.Soru: Hafta sonları okula gidiliyormuş doğrumu?

3.soru: Daha halen şifremler giriş yaptığım zaman ÖN KAYIT ÖĞRENCİSİ olarak gözüküyor bu ne zman aktif olacak...


Lütfen bu soruların cevaplarını alayım...




Okul Türünü Yazmamışsınız Ama Yine de Bildiğim Kadarıyla Yardımcı Olayım..

Alıntı:

Hafta sonları okula gidiliyormuş doğrumu?

Düz Liseler Hariç Meslekî Açıköğretim Lisesi Okuyanlar Cumartesi ve Pazar Günleri Okullarda Meslek Dersleri Görürler..


Düz Liseler İse Tamamen Okullardan Bağımsız Bir Şekilde Kendi Becerileriyle Derslerine Çalışarak Sınava Hazırlanırlar.. Tabi Bu Surette Dersane, Eğitim Merkezi veya Açıköğretim Kursundan da Faydalanabilirler..


Alıntı:

Ben bu sene lise 2 den mi başlıyacam yoksa 1 den mi?

Açıköğretim'de Kredili Sistem Uygulanır.. Belli Bir Krediyi Tamamlarsanız Mezun Olursunuz.. Bu 2.5 Yıl da Olabilir 5 Yıl da Olabilir.. Tamamen Sizin Sınavlara İyi Hazırlanmanıza Kalmış.. Yani Anlayacağınız Lise 1 Veya Lise 2 Diye Bir Kavram Yoktur.. Ama Lise 2'den Okulu Bıraktıysanız Size Lise 1'i Okumanız Nedeniyle +Kredi Verirler.. Yani Yeni Başlayanlardan Bir Adım Önde Olursunuz..


Alıntı:

Daha halen şifremler giriş yaptığım zaman ÖN KAYIT ÖĞRENCİSİ olarak gözüküyor bu ne zman aktif olacak...

Tüm Kayıt İşlemleriniz Bittiyse En Yakın Zamanda Aktif Olursunuz.



ende lise 3.teyim devamsızlıktan sınıfta kaldım,geçmiş güne raporum var fakat okul tarafından kabul edilmedi ve bile bile lades oldum... fakat derslerimde oldukça başarılıyım Mecburen Mesleki açık liseye devam edicem. amma velakin aklımda bi kaç soru var


*--> derslerim çok iyi,lise 3'ü baştan okumam gerekiyormu,cunku başarısız oldugum ders yok sınavlara girip hemen lise 4 olamazmıyım?..


*--> Kayıt için nasıl ne yapmam gerekiyor?


*--> ve lise 3den devam edersem ne kadar süre içinde mezun olabilirim?


*--> Meslek lisesi oldugum için Staj'a gideceğim,hafta sonu eğitim görecekmiyim?


*--> ve sanırım yüz yüze eğitim alacagım yanılıyormuyum?..


yardımcı olabilirseniz çok sevinirim , Şimdiden Cok teşekkür ederim
devamını oku...

marmara bölgesinin özellikleri nelerdir

KONUMU, SINIRLARI VE KOMŞULARI:




Ülkemizin kuzey-batısında yer alır. Bulgaristan, Yunanistan, Karadeniz, Marmara ve Ege Denizleri, Karadeniz, Ege, İç Anadolu ve Karadeniz Bölgeleri ile komşudur.




ALANI VE NÜFUSU:




Gerçek alanı 67.306 Km2. Ülke yüzölçümünün %8.5’ini kaplar. 6.Büyüklükteki bölgemizdir.




Nüfusu 2000 sayımına göre 17.3 milyondur. Nüfus yoğunluğu Km2’ye 258 kişidir. Bu Türkiye ortalamasının altındadır. (Türkiye ortalaması Km2’ye 83 kişi)




BÖLÜMLERİ:




1.Yıldız Dağları (Istranca) Bölümü




2.Ergene Bölümü




3.Çatalca-Kocaeli Bölümü




4.Güney Marmara Bölümü




YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ:




Kıyıları:




Karadeniz ne Kuzey Marmara kıyıları fazla girintili-çıkıntılı değildir. Falez (Yalıyar) çok vardır. Fakat Güney Marmara kıyıları girintili-çıkıntılıdır.




İzmit, Gemlik, Erdek ve Saros körfezleri vardır.Gelibolu, Biga, Kapıdağ, Armutlu, Çatalca-Kocaeli başlıca yarımadalarıdır.Gökçeada, Bozcaada, Marmara Adaları, İmralı, İstanbul Adaları ise başlıca adalarıdır.İstanbul ve Çanakkale Boğazları Ria Tipi kıyılardır.Kapıdağ Yarımadası bir kıyı biriktirme şekli olan Tombolo’dur.




Dağları:




Ortalama yükseltisi en az bölgedir. En yüksek dağı Uludağ’dır (2543 m).Yıldız Dağları, Koru Dağlar, Işıklar Dağları, Biga Dağları, Samanlı Dağları diğer dağlarıdır.Yerşekilleri sade olduğu için ulaşımı da kolaydır.




Akarsuları:




Sakarya’nın aşağı kesimi, Susurluk, Meriç ve onun kolu Ergene. Bu akarsular baraj yapımı için uygun değildir. Ağızlarında delta oluşturamazlar. Çünkü akıntı ve yatak eğimi fazladır.




Ovaları:




Kastamonu, Bolu ve Düzce Ovaları. Bafra ve Çarşamba Delta Ovaları




Gölleri:




İznik, Manyas, Sapanca ve Ulubatlı Tektonik göldür.




Terkos, Küçük ve Büyük Çekmece Gölleri Kıyı Seti gölüdür.




Ömerli Baraj gölü de bulunmaktadır.




İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ:




Marmara Bölgesi konumu sebebiyle iklim ve bitki çeşitliliğine sahiptir. Karadeniz kıyılarında Karadeniz İklimi ve Ormanlar görülür.




Istrancaların güneyinde Karasal İklim ve bozkır görülür.




Güney Marmara’da bozulmuş Akdeniz İklimi ve Maki görülür. Burada yazlar sıcak ve kurak kışlar ılık ve yağışlıdır.




TARIM VE HAYVANCILIK:




Yüzölçümüne göre ekili-dikili alanı en fazla bölgemizdir. Sebebi engebenin az, düzlüklerin fazla olmasıdır. Makineli tarım yaygındır. İklim çeşitliliği yetiştirilen ürünleri de çeşitli kılmaktadır. Ulaşımın kolay olması, sulamanın yaygın olması ve tüketici nüfusun fazla olması nedeniyle tarım gelişmiştir. Fakat kalabalık nüfusa yetmediği için başka bölgelerden de gelmektedir.




Tütün: A.Pazarı (Türkiye’de %8 ile 3.), Ayçiçeği: Ergene Havzası (Türkiye’de 1.)




Zeytin: Güney Kıyılarında (Türkiye’de %27 ile 2.), Pamuk: Balıkesir (Yağışın azalması sayesinde.)




Şekerpancarı: Trakya-Alpullu, Adapazarı ve Susurlukta sulanabilen alanlarda.




Buğday: İç kesimlerde (Türkiye’nin %13’ü), Pirinç: Ergene ve Meriç havzalarında (Türkiye’de 1.)




Mısır: Doğu Marmara ve Trakya’da. (Türkiye’de 2.)




Hayvancılık genellikle besicilik ve ahır hayvancılığı şeklindedir. Bunun sebepleri tarım arazisinin fazlalığı, tüketici nüfusun fazla olması, pazarlama sorununun olmaması ve yer şekilleri ve iklim şartlarının buna uygun olmasıdır. İstanbul ve çevresinde kümes hayvancılığı, Bursa ve çevresinde ipekböcekçiliği yapılmaktadır.




YERALTI ZENGİNLİKLERİ:




Bor: Susurluk, Bigadiç- Balıkesir (Türkiye’de 1.), Volfram (Tungstenmarmara bölgesi - genel özellikleriUludağ-Bursa, Demirköy-Kırklareli (Türkiye’de 1.), Mermer: Güney Marmara, Linyit: Bölgenin genelinde, Barit: Lapseki-Çanakkale, Doğalgaz: Kırklareli, Demir: Kocaeli ve Sakarya, Manyezit-Magnezyum: Bilecik, Krom: Bursa, Kurşun-Çinko: Balıkesir ve Çanakkale, Seramik Kili: İstanbul ve Çanakkale




ENDÜSTRİ:




Bölge ekonomisi gelişmiştir. Milli gelirimizin %20’si bu bölgeden karşılanır. Sanayi işçilerimizin yarısı burada çalışır ve sanayi ürünlerinin 1/3’ü bu bölgeden karşılanır. Ulaşımını kolay olması, hammadde teminin kolay olması, Hinterlandının geniş olması, işgücünün fazla olması, tüketici nüfusunun fazla olması ve pazarlama kolaylığı gibi sebeplerle sanayisi gelişmiştir. Enerji üretimi en az olan bölge olmasına rağmen enerji tüketiminde ilk sıradadır. Türkiye’nin en büyük sanayi kuşağı olan İstanbul-Kocaeli-Adapazarı bu bölgede yer alır. Bursa başka bir sanayi ilidir. İstanbul en işlek ve gelişmiş limanımız olarak en büyük ithalat limanımızdır.




İzmit’te İpraş Petrol Rafinerimiz bulunmaktadır. Ambarlı-İstanbul’da Doğalgaz ve Fuel Oil, Bursa ve Hamitabat’ta Doğalgaz, Kırklareli ve Orhaneli’nde termik santraller vardır.




Bursa’da dokumacılık, otomotiv ve konserve sanayisi vardır. İzmit’te ise kağıt, petro-kimya ve İpraş Rafinerisi vardır.




NÜFUS VE YERLEŞME:




2000 Sayımına göre bölgenin nüfusu 17.3 Milyondur .Nüfus yoğunluğu Km2’ye 258 kişidir. Bu Türkiye ortalamasının çok üstündedir (Türkiye ortalaması 83 kişidir.) Kentsel nüfusu en fazla olan bölgemizdir. Halkın % 79’u kentlerde yaşar. Nüfusu çok fazla olduğu için diğer bölgelerden ürün alır. Nüfus Çatalca-Kocaeli yarımadasına yoğunlaşmıştır. İstanbul en kalabalık ilidir. İzmit, Adapazarı ve Bursa diğer büyük illeridir. Nüfus artış hızı %o 27’dir (Türkiye %o 18.34). Nüfus ve nüfus yoğunluğunda 1. sıradadır.




TURİZM:




Turizm geliri en fazla olan bölgemizdir. Bölgede başta İstanbul, Bursa ve Edirne olmak üzere Osmanlı eserleri çoktur. Bursa’da kaplıcalar bulunmaktadır. Balıkesir’de Kuş Cenneti bulunmaktadır. Bursa-Uludağ önemli bir kış turizm merkezimizdir. Bölgede bulunan adalar ve kıyılar turist çeken diğer yerlerdir. İstanbul bütün yıl fuar ve kongreler sayesinde önemli sayıda turist çekmektedir.




TARİHİ ÖNEMİ:




Bilecik, Bursa, Edirne ve İstanbul illerinin Osmanlı Tarihinde önemli yerleri vardır. Bu kentler bu devletin başkentliğini yapmıştır. Çanakkale’de 1915te Çanakkale Savaşına sahne olmuş bir kentimizdir.




BÖLGE HAKKINDA NOTLAR:




Ø Yüzölçümüne göre 6. Sıradadır.




Ø Ortalama yükseltisi en az bölgedir.




Ø Nüfus ve nüfus yoğunluğu en fazla olan bölgedir.




Ø En fazla iç göç alan bölgedir.




Ø Sanayisi en gelişmiş ve sanayi nüfusu en fazla bölgedir.




Ø İşçi nüfusu en fazla bölgedir.




Ø Alanına oranla ekili-dikili alanı en fazla bölgedir.




Ø İki kıtada toprağı olup iki çok önemli boğaza sahiptir.




Ø Orman bakımından %19 ile 3. Sıradadır.




Ø Yünlü ve ipekli dokumada ilk sırada yer alan bölgedir.




Ø Boğazlar ria kıyı tipidir.




Ø İstanbul en büyük ithalat limanımızdır.




Ø En çok vergi veren bölgemizdir.




Ø Bor üretiminde Türkiye’de ve Dünyada ilk sıradadır.




Ø Alanına oranla tarım arazisi en fazla bölgedir.




Ø Ekonomimize katkısı daha çok sanayi alanındadır.




Ø Hizmet sektörünün en fazla olduğu bölgedir.




Ø Çayır ve otlakları en az bölgedir. (Alanının 1/10’undan az)




Ø Ürün vermeyen toprakları en az bölgedir.




Ø Enerji üretimi en az ama tüketimi en fazla bölgedir.




Ø Turizm gelirleri en fazla olan bölgedir.




Ø Şeftali, Ayçiçeği, Pirinç ve Kestane üretiminde ilk sıradadır.




Ø Madenler bakımından en zengin ili Balıkesir’dir.




Ø Kağıt sanayisinin en fazla olduğu bölgedir.




Ø Ortalama sıcaklık 14-16 derece, yağış 600-900 mm’dir.




Ø En fazla yağışı kışın, en azı yazın alır. Yazın Karadeniz ikliminin etkisiyle yağış alır.




Ø Okur yazar oranı en fazla bölgedir.



Ø Ekonomimize katkısı sanayi ve ticaret alanındadır.




Ø Şehirleri: Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, İstanbul, Yalova, Kocaeli, Adapazarı, Bursa, Çanakkale, Balıkesir ve Bilecik’tir
devamını oku...

periyodik cetvel ve özellikleri

Periyodik Cetvelin Özellileri :

1. Periyodik cetvelde düşey sütunlara grup yatay sıralara da periyot denir. 8 tane A (baş grup) 8 tanede B olmak üzere 16 grup vardır.

2. Bir elementin bulunduğu baş grup numarası onun değerlik elektron sayısına eşittir. Örneğin element 7A grubundaysa değerlik elektronu 7, 3A grubundaysa değerlik elektronu 3 dür.

3. Aynı gruptaki elementlerin değerlik elektronları aynı olduğundan kimyasal özellikleri de aynıdır.

4. Periyodik cetveldeki gruplar şöyle adlandırılır.

GRUP ADI :

1A Alkali metaller

2A Toprak alkali metaller

3A Toprak metalleri

4A Karbon grubu

5A Azot grubu

6A Oksijen grubu

7A Halojenler

8A Soygazlar(asal gazlar)

5. Her periyot bir alkali metalle başlar ve bir soygaz ile biter.

6. Hidrojen alkali metal olmadığından 1.periyot alkali metalle başlamaz.

7. Periyotlarda soldan sağa doğru gidildikçe asitlik özelliği artar, bazlık ve elektrik iletkenliği azalır.

8. Soldan sağa doğru atom çapı azalırken yukarıdan aşağıya doğru atom çapı artar.

9. Soldan sağa doğru iyonlaşma enerjisi artarken yukarıdan aşağıya doğru iyonlaşma enerjisi azalır.

10. Soldan sağa doğru çap azaldığı için elementlerin elektron ilgisi (elektronegatiflik) artar, yukarıdan aşağıya doğru azalır.

11. Yukarıdan aşağıya doğru metalik özellik artar, soldan sağa doğru azalır.

Bazı Grupların Özellikleri :

1A GRUBU (ALKALİ METALLER) (Li, Na, K, Rb,Cs,Fr)


1. Değerlik elektron sayıları bir olduğu için bu elektronunu kolaylıkla vererek bileşiklerinde sadece +1 değerlik alırlar. İyi indirgendirler.


2. Çok aktif oldukları için tabiatta bileşikleri halinde bulunurlar. Tuzlarının elektroliziyle saf halde elde edilebilirler.


3. Su ve hava oksijeniyle tepkimeye girdiklerinden laboratuvarda eter yada gaz yağında saklanırlar.


4. Alevi karakteristik renklere boyarlar.( Na sarıya, Li kırmızıya )

5. Yumuşak ve parlaktırlar. Erime noktaları ve yoğunlukları küçüktür. Grupta yukarıdan aşağıya inildikçe yoğunlukları büyür, erime noktaları küçülür.

7A GRUBU ( HALOJENLER ) (F,Cl,Br,I,At)


1. Değerlik elektron sayıları 7 olduğu için bileşiklerinde +7 ile -1 arasında çeşitli değerlikler alabilirler. Özellikle -1 değerlik alırlar.

2. Hidrojenli bileşikleri asit özelliği gösterir.(HCl,HI,HF....). Grupta yukarıdan aşağıya inildikçe asitlik özelliği artar.

3. Atom numaraları soygazlardan bir eksiktir.

4. Grupta yukarıdan aşağıya inildikçe atom no ve atom yarıçapı artar, elektron alma özelliği (elektron ilgisi) azalır.

5. P.cetvelde elektron alma ilgisi en fazla olan (elektronegatifliği en fazla) element flor olduğundan flor en iyi yükseltgendir.

6. 2 atomlu moleküller halinde bulunurlar. Oda şartlarında F2, Cl2 gaz , Br2 sıvı I2 ve At2 katıdır.

ÖSYM sınavında 1A , 7A ve 8A grubunun özellikleri sorulmaktadır.


8A GRUBU (SOYGAZLAR) (He, Ne, Ar, Kr, Xe Rn)


Bu gruba ait olan elementler kararlı olup kimyasal tepkimeye girmezler.

Elementlerin Periyodik Cetveldeki Yeri :

Yeri belirlenecek elementin elektron dağılımı yapılır. Değerlik elektron sayısı grubunu, en yüksek enerji düzeyi de periyodunu gösterir. Son orbital S yada P ile bitiyorsa A, d ile bitiyorsa B grubu elementidir.


Örnek :

Atom numarası 15 olan elementin periyodik cetveldeki yeri neresidir ?


2+3=5 5A

15X= 1s2 2s2 2p6 3s2 3p3

3. periyot


Örnek :


19X, 13Y, 23Z elementlerinin periyodik cetveldeki yerlerini belirleyiniz ?


19X : 1s2 2s2 2p6 3s2 3p6 4s1 : 4.periyot 1A grubu



13Y: 1s2 2s2 2p6 3s2 3p1 : 3.periyot 3A grubu


23Z: 1s2 2s2 2p6 3s2 3p6 4s2 3d3 : 4.periyot B grubu

Bazı Özelliklerin Periyodik Cetveldeki Değişimi :

1. ATOM NUMARASI


Periyotlarda soldan sağa, gruplarda yukarıdan aşağıya inildikçe atom numarası artar.


2. ATOM YARIÇAPI (Atom hacmi)


Atom yarıçapı atomun büyüklüğünün ölçüsüdür. Bu bakımdan yörünge sayısyıla doğru orantılıdır. Yörünge sayıları eşitse, atom numrası küçük olanın (çekirdekteki çekim kuvveti az olduğundan) yarıçapı daha büyüktür.

Bu bakımdan gruplarda yukarıdan aşağıya inildikçe atoma yeni yörüngeler eklendiğinden atom çapı artmakta, soldan sağa doğru yeni yörünge eklenmediğinden atom çapı azalmaktadır.


3. İYONLAŞMA ENERJİSİ

İyonlaşma enerjisi atom çapı ile ters orantılıdır. Soldan sağa doğru çap azaldığından iyonlaşma enerjisi artmakta, yukarydan aşağıya doğru çap arttığından iyonlaşþma enerjisi azalmaktadır.


4. ELEKTRON ALMA VE VERME ÖZELLİĞİ


Gruplarda yukarydan aşağıya inildikçe elektron verme özelliği artar, periyotlarda soldan sağa gidildikçe azalır. Yörünge sayıları eşit olanlardan, değerlik elektron sayısı az olan daha kolay elektron verir.

Bir elementin metalik özelliği elektron verme eğilimiyle ölçülür.

Bir elementin ametalik özelliğide elektron alma eğilimiyle ölçülür.
devamını oku...

sabiha gökçen havaalanına nasıl gidilir

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Pendik / Kurtköy’de, Kadıköy’e 40, Pendik’e 12, Taksim’e ise 50 km. mesafede bulunmaktadır.


Havalimanımıza TEM otoyolu bağlantısı ile ulaşım kolaylıkla sağlanmaktadır.


Kişisel otomobiller haricinde, belediye otobüsleri, taksi, Havaş servisleri, deniz otobüsü ve tren ile ulaşım olanakları mevcuttur.




İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’na ulaşım alternatiflerini

görmek için Ulaşım Haritasını inceleyebilirsiniz.


Adres:
Sabiha Gökçen Uluslararası Havaalanı
34912 Pendik
İstanbul/TÜRKİYE
Tel
: + 90 216 585 50 00
Fax
: + 90 216 585 51 14
SITA : SAWOOYF
İstanbul Anadolu yakası Pendik / Kurtköy'de, Kadıköy'e 40 km, Pendik'e 12 km, Taksim'e ise 50 km mesafededir. TEM otoyoluna olan 1.5 km bağlantısıyla ulaşım açısından da son derece rahat bir trafiğe sahiptir.
  • Uçakların varış saatlerine bağlı olarak havalanımızdan Taksim ve Kozyatağı'na düzenli olarak HAVAŞ servisleri bulunmaktadır. Detaylı bilgi için lütfen tıklayınız
  • Pendik Deniz Otobüsü İskelesi'ne 14 km uzaklıktadır.
  • Pendik Tren İstasyonu'nun havaalanına mesafesi 14 km'dir. Haydarpaşa-Gebze yönü banliyö treni ile şehir merkezine ulaşabilirsiniz.  
          Banliyö tren saatleri hakkında bilgi almak için tıklayınız
  • Havaalanımıza hizmet veren belediye otobüslerini kullanabilirsiniz. (Ayrıntılı bilgi için tıklayınız )
Havaalanımızda hizmet veren taksileri kullanabilirsiniz.
devamını oku...

İtalya İtalyanca Milano

Yurtdışı Yabancı Dil Kursu Milano İtalya İtalyanca Milano. İtalyanca Milano İtalya,Floransa, Milano, Siena, Roma. İtalyanca düzeyi. Az – İleri. Program süresi. 2+ Hafta Leonardo Da Vinci italyanca dil okulu, SIENA dil okulları, İtalya



Italyanca Grup Dil Kurslari

Yil boyunca baslangic seviyesinden ileri seviyeye kadar her seviyede kursumuz bulunmaktadir .Kurslara katilma yasi minimum 18'dir. Siniflarda maksimum 12 ogrenci bulunur. Daha onceden Italyanca okumus ogrenciler kurs baslangic tarihleri disinda da istedikleri zaman kurslara katilabilirler. Kurslar baslamadan once baslangic seviyesi disindaki ogrenciler test edilerek seviyelerine ve ihtiyaclarina gore siniflara yerlestirilirler.



Standart - haftada 20 ders

Dersler Pazartesi-Cuma arasi verilir

Minimum katilim: 1 hafta Daha fazla bilgi ...


Yogun - haftada 25 ya da 30 ders

Dersler Pazartesi-Cuma arasi verilir

Minimum katilim: 1/2 hafta

Bu kurs haftada 20 derslik standart kursu ve ilaveten bireysel egitimi (gunde 1 veya 2 ders) kapsamaktadir. Kurs, ozellikle Italyanca'ya hem genel hem de ozel sebeplerden ihtiyac duyanlar icin uygundur. Daha fazla bilgi ...


Duzenli - Haftada 10 dersegular

Dersler Pazartesi-Cuma arasi verilir

Minimum katilim: 4 hafta Daha fazla bilgi ....


Yari-zamanli gunduz (haftada 4 ya da 6 ders)

Dersler haftada 2 ya da 3 gun verilir. Minimum katilim:10 hafta


Daha fazla bilgi...


Yari-zamanli aksam (haftada 4 ders)

Dersler haftada 2 gun verilir (Pzt+Cars ya da Sali+Pers). Minimum katilim: 10 hafta Daha fazla bilgi ....



Diger secenekler

Haftada 20 derslik standart genel italyanca kurslarina haftada 1 veya 2 uzmanlasma dersleri eklemek isteyen ogrenciler icin:


Yogun Arti Genel Italyanca Kursu
devamını oku...

moskova dil okulları moskova dil okulu

Yurtdışı Dil Okullari Moskova Rusya Rusça Yurtdışı Dil Okullari. Moskova Rusça Moskova, Rusya Yurtdışı Dil Okullari Rusya. Rusça, Yurtdışı dil okullari



Moscow'deki dil okulumuz hakkında bilgi sayfası

Bu sayfa bu dil okuluna ilişkin toplu bir bakış sunar. Dil okullarımızı çok iyi tanıyoruz ve rezervasyonunuzdan önce bu bilgileri mümkün olduğunca kapsamlı şekilde size ulaştırmak istiyoruz. Dil okullarımızı hangi kriterlere göre seçtiğimizi burada bulabilirsiniz:

Linguland'ın dil okulu seçme kriterleri


Dil okulu hakkında

Dil okulunun bulunduğu şehir Moscow

Dersi görülen dil Rusça

Dil okulunun bulunduğu yer 25 min. from city centre

Kuruluş yılı 2004

En üst kapasitede ögrenci sayısı 75

Dil okulunun büyüklüğü Orta büyüklükte dil okulu

Yaş ortalaması 20-40

Öğretmen sayısı (ortalama) 14

Ögretmenlerin asgari yeterliliği University Degree

WLAN Evet

Internet Evet

Bilgisayar sayisi 3

Dil kursu hakkında

Maksimum Kurs Büyüklüğü 10

Ders Süresi 50 dakika

Kurs Başlangıcı 10h00

Diğer faktörler

Önceki Müşterilerin Değerlendirmeleri

Dil okulunda farklı milletlerden öğrenci 1 Almanya (27%)

2 İsviçre (17%)

3 Fransa (9%)

4 ABD (8%)

5 Japonya (6%)

6 Avusturya (5%)

7 Büyük Britanya (5%)

8 İtalya (5%)

9. Diğer (18%)



Yıllık ortalama, rakamlar degisebilir

Dil okulunu ziyaret eden ve onaylayan Tobias Fries
devamını oku...

Cape Townda dil okulları Cape Townda eğitim

Cape Townda dilokulu ,Yurtdışı Dil Okulu Cape Town Güney Afrika Cum. İngilizce Yurtdışı Dil Okulu. Yurtdışı Dil Okulu Güney Afrika Cum. İngilizce, Cape Town Güney Afrika



Cape Town ingilizce eğitimi

Cape Town; değişik kültürlerin muhteşem bir doğada buluştuğu bir ortamda ingilizce öğrenmenin yeni yoludur. Son yıllarda en çok ziyaret edilen turistik yerlerden biri olan Cape Town rahatlatıcı atmosferi ve çok değişik kültürlerin kaynaştığı yaşam tarzı ile Güney Afrika'nın “Gökkuşağı Ülkesi” olarak anılmaktadır. İki okyanusun birleşmesi ancak birbirine karışmaması ile ün yapan Cape Town Güney Afrika'nın en güzel şehridir. Alabildiğine uzun kumsallar, şarap mahzenleri, altın madenleri, birbirinden farklı türde binlerce kuş çeşidi, Masa Dağı'nın eşsiz manzarası ve bu dağda bulunan 5000 üzerinde bitki çeşidi ile Cape Town birçok güzellik sunmaktadır.


EC CapeTown, 2002 yılında şehrin tam merkezine modern bir bina üzerine kurulmuştur. Okul, merkezdeki bütün internet cafelere, restoranlara, mağazalara, barlara ve daha birçok sosyal aktivite alanına yakın olarak kurulmuştur. 10–20 dakikalık mesafede Cape Town 'ın mükemmel güzelliklerini keşfetme imkânınız bulunmaktadır.


Kuruluşundan itibaren EC Cape Town İngiltere'deki ana şubenin büyük destekleri ve sunduğu kaliteli eğitimi ile birkaç yıl içerisinde tüm dünyada geçerli bir kurs sertifikası sunabilen bir kurum haline gelmiştir. Her pazartesi okulda yeni kurlar başlar ve yeni öğrenciler seviyelerinin ölçülmesi için basit bir sınava tabi tutulur.


Ders verilen 16 sınıf da tam donanımlıdır, internet olanağına sahiptir ve sınıf mevcudu en fazla 8 kişidir. Bunlara ek olarak okulda kütüphane ve öğrenci kafeteryaları hizmet vermektedir
devamını oku...

irlanda Dil Okulları

irlanda Dil Okulları, Yurtdışı Dil Okulları, İrlanda Dil Okulları, yurtdisi egitim, İngilizce, yurt dışı dil eğitimi, yurtdışı dil okulları



İrlanda'nın başkenti olan Dublin Batı Avrupa'da yer alıp, büyük Avrupa şehirlerinin sahip olduğu olanakları sunarken küçük şehirlere has bir çekiciliğe de sahiptir.


İrlanda'da İngilizce Kursu

Geos, Dublin'in en popüler merkezinde, restoran, alışveriş merkezleri, cafe, banka ve müzelere yakın bir konumdadır. Birçok ülkeden gelen öğrenciler hem öğrenme sürecini olumlu etkileyen hem de değişik kültürlerin kaynaşmasına imkan sağlayan bir ortam hazırlar. Okulda zengin çalışma kaynakları, televizyon, video, kütüphane ve bilgisayarda çalışma olanakları sunulmaktadır. Aynı zamanda öğrencilerin birebir görüşebilecekleri akademik danışmanları olacaktır.


Geos'ta öğrenciler modern donanımlı sınıflarda esnek ders saatleriyle rahat ve kaliteli bir eğitim almaktadır. Okulun öğrenci kapasitesi 72 öğrencidir ve her sınıf kapasitesi en fazla 12 öğrenci ile sınırlıdır. Dersler yoğun İngilizce olarak verilmektedir; bunun dışında Cambridge FCE ve CAE hazırlık kursları, gezinti ve konuşma kursları Geos'un sunmuş olduğu diğer eğitim Programlarıdır.

İrlanda'ya, İngilizceyi mümkün olduğunca hızlı öğrenmek için gitmeyi düşünen öğrencilere yoğun İngilizce programlarını öneriyoruz. İrlanda'da aile yanında konaklama seçeneği, yerel halkın özel hayatlarını nasıl geçirdiklerini öğrenmek ve yanında kaldığınız aile ile İngilizce konuşarak ders dışında pratik yapmak için harika bir yoldur.
devamını oku...

Amerika'da Dil Eğitimi Amerikada Dil Okulları

Amerika'da Dil Eğitimi, Amerikada Dil Okulları, Amerika'da İngilizce -Amerika Dil okulları,ABD-Amerikada dil okulu,Amerikada ingilizce Amerika'da dil okulu gerekse üniversite eğitimi çok önemli bir hal almıştır. Amerika'daki Dil Okulları



Amerika’da Dil Eğitimi

Amerika dil eğitimi konusunda çok ciddi ve seçenekler bulunan bir okuldur. Bunun nedeni ülkedeki yaşam standartının yüksekliği ve kaliteli okulların bulunmasıdır. Öğrencilerin İngilizce eğitimi için en çok tercih ettiği bölgeler, California ve New York ile Boston ve Chicago gibi kozmopolit şehirlerdir.


Çok sayıda özel dil okulu bulunan Amerika’da bazı üniversitelerin bünyesinde 4-12 haftalık kurslar bulmak mümkündür. Amerika’da da dil okulu sayısının artması sonucu okulların standartlarını denetleyen bazı dernekler oluşturulmuştur.


Amerika’da eğitim alacak yabancı öğrencilerin katılabileceği programlar haftada minimum 20 ders olmalıdır. Yabancı öğrencilerin çalışma izni yoktur.


6 ay ve daha kısa süreli programlar için dil eğitimi alacak yabancı öğrenciler turist vizesi ile Kanada’da eğitim alabilirler. Daha uzun süreli programlar için öğrenci vizesine başvurmak gerekir.


Dil Okulları Seçimi ve Başvuru Süreci

Dil okullarının programlarına yılın her döneminde katılmak mümkün olmakla beraber, eğitime başlamayı düşündüğünüz tarihten en az 2 ay önce başvuru işlemlerini başlatmanız uygun olacaktır. Vize işlemlerindeki muhtemel gecikmeleri de göz önüne alarak işlemlere mümkün olduğunca erken başlamalarını öneririz.


Yurtdışındaki dil kurslarına her yaştaki istekli katılabilir. Dil kurslarına katılmak için belli bir dil seviyesi ya da okul bitirme zorunluluğu bulunmamaktadır.


Eğer TOEFL hazırlik kursuna katılmak isterseniz, bunun için seviye tespit sınavında belirlenen sonuca göre bir eğitim programı alırsınız.


Uzun dönem eğitim alan öğrencilerimiz, dil okullarının üniversite yerleştirme servislerinden ücretsiz olarak yararlanabilecek ve Amerika’da YÖK onaylı üniversitelere yerleşebileceklerdir.


Dil eğitimi alacağınız okulu seçerken, seçtiğiniz okulun, yurtdışındaki yetkili eğitim kurumlarından onay almış, kalitesi tescillenmiş olmasına dikkat etmelisiniz. Eğer okul onaylı ise aşağıdaki logolardan birisini taşımaktadır:


British Council, Arels, Baselt , ELICOS, CLC, CAPLS, CEC, ACCET, PELSA, NAFSA, NEAS, CRELS, RELSA


Ayrıca, her amaca ve her bütçeye uygun kurs seçeneği MCI Yurtdışı Eğitim’in veri tabanında bulunmaktadır.


Konaklama Seçenekleri

Aile Yanı


Aile yanı konaklamanın diğer seçeneklere göre daha ekonomiktir ve okulda alınan eğitimin pratiğe taşınmasına da daha çok olanak vermektedir. Öğrenciler, okul yönetimince özenle seçilmiş, güvenilir aileler yanında kalır. Aile yanında konaklama, öğrencinin tercihine göre tek veya iki kişilik odalarda, tam veya yarım pansiyon şeklinde olabilmektedir.


Öğrenci Yurdu


Yurtların bir kısmı sadece 5-10 odadan oluşan “öğrenci evi” şeklinde, bir kısmı da daha fazla öğrencinin bir arada kaldığı, çalışma odaları, kütüphane, spor salonu gibi imkanları olan yurtlardır. Banyo, telefon gibi ihtiyaçların ortak kullanıldığı yurtların yanı sıra, kişiye imkanlar sunan özel yurtlar da bulunmaktadır. Yemek temini genelde öğrenciye aittir ve konaklama fiyatına dahil değildir.


Kolej Kampüsü


Bu konaklama seçeneğinin avantajları arasında kampus içerisinde kafenin yanı sıra çalışmaya, kültürel aktivitelere ve spora yönelik imkanlar bulunması ve dil okulu öğrencilerine de tüm bu olanaklardan yararlanma imkanı verilmektedir.


Kurs Sonunda bir sertifika verilir mi? Devam Zorunluluğu Var mı?

Dil okullarının tamamı,eğitim süresi ne olursa olsun, kurs sonunda öğrencilerine bir sertifika vermektedir. Ancak alacağınız bu sertifika, kurumların kendi sertifikaları olduğu için Türkiye’de sadece özel kurumlar tarafından tanınmaktadır.


Kurslara devam zorunluluğu vardır.
devamını oku...

Malta'da Eğitim, Malta Dil Okulu

Malta Dil Okulları,Malta ingilizce, Malta Eğitim, Malta Vize, Malta Dil Kursu, Malta


Malta'nın topraklarında Akdeniz’in tarihini barındırır. Tarihi kalıntıları, kültürel anıtlar ve etkileyici mimarisi ile bu küçük ada ülkesi Akdeniz’in ortasında keyifli bir yaşam sunar. Başkent Valetta’da tarihi limanı ve arnavut kaldırımlı sokakları ile ziyaretçileri bir zaman yolculuğuna çıkarır. Avrupa ve Afrika arasında bir geçiş noktası olan adada bu stratejik konumunun tarihi izlerini görebilirsiniz. Kartacalılar, Romalılar, Araplar, İspanyollar ve ada da bugün konuşulan İngilizcenin yerleşmesine hizmet eden İngilizlerin özelliklerini rahatlıkla seçebilirsiniz.


Malta’nın tertemiz denizi, ılıma iklimi, kumsalları ve sevimli kasabaları öğrenciler için burayı güvenli ve rahat bir dil eğitim merkezi haline getirmiştir. Daha çok St. Julian’s, St. Paul’s, Sliema da konumlanan dil okulları öğrencilere İngilizce kursunun yanısıra pek çok aktivite olanağı da sunar. Ayrıca yaz aylarında adanın çeşitli bölgelerinde düzenlenen yaz kampları da küçük yaştaki öğrenciler için eğitimin ve deniz kıyısı tatilinin bir birleşimidir.

Malta Eğitim, Malta Vize, Malta Dil Kursu


NEDEN İNGİLİZCE?


· Internetin evrensel dili İngilizcedir.


· İngilizce en kolay öğrenilebilecek dillerden bir tanesidir.


· Sadece İngilizce dilinde yayınlanan gazate ve dergilere tüm dünya üzerinde erişebilirsiniz.


· Bilimin anadili İngilizcedir. Bu alanda yapılan araştırmaların çoğu İngilizce olarak sunulmuştur.


· Dünya üzerinde 1,500,000,000 insan İngilizce konuşmaktadır.


· Tüm ünlü yarışmalar ve konferanslar İngilizce olarak sunulmaktadır.


· Birleşmiş Milletler ve NATO’nun resmi dillerinden bir tanesidir.


· İngilizce 100’den fazla ülkede resmi dil olarak konuşulmaktadır.


· Uluslararası iş hayatı İngilizce üzerinden iletişim sağlar.

Malta'da Eğitim, Malta Dil Okulu, Malta Dil Okulları,Malta ingilizce

Bell International Dil Okulu • EC Dil Okulu

• ESE Malta Dil Okulu • Eurocentres

• GEOS Dil Okulu • IELS Malta Dil Okulu

• KaplanAspect Dil Okulu • LAL Group Dil Okulu

• Linguatime Dil Okulu • Sprachcaffe Dil Okulu
devamını oku...

Güney Afrikada İngilizce

Güney Afrika, Güney Afrikada eğitim ve Güney Afrikada İngilizce dil okulları Güney Afrika'da İngilizce. » Güney Afrika Dil Okulları · » Güney Afrikada




GÜNEY AFRİKA’DA İNGİLİZCE KURSLARI


Güney Afrika, Afrika kıtasının en güney ucunda yer alır. Ümit Burnu Cape Town’a yakın en güney burundur. Güneybatısında Atlantik güneydoğusunda ise Hint Okyanusu ile çevrili olan yarımadanın içinde küçük Lesotho Krallığı’da yer alır. Ülkenin en önemli iki kenti Johannesburg ve Capetown pek çok ziyaretçiyi ağırlar. Doğaseverlerin ve vahşi yaşamı bire bir yaşamak isteyenlerin tercihi olan Güney Afrika aynı zamanda sahil şerdi boyunca su sporları ve deniz canlıları le de unutlumaz bir deneyim sunar. Kozmopolit bir yapıya sahip olan ülke etnik farklılıkların geleneklerini ve özelliklerini de kendinde birleştirmiştir.


Ülkenin resmi dili İngilizce ve Almanca’dır aynı zamanda Afrikaan ve diğer Afrika dilleri de konuşulmaktadır. Doğası, yaşam kalitesi, uygun fiyatlı okulları ile son yıllarda dil öğrenimi yapmak isteyen öğrencilerin gözdesi haline gelmiştir. Ayrıca iyi üniversitelere de sahip olan ülkede dil öğrenimini tamamladıktan sonra üniversiteye devam etmek isteyenler içinde pek çok fırsat bulunmaktadır. Dil öğrenimini gönüllü programlar ile birleştirmek ise mümkündür. Çok çeşitli vahşi hayvan, bitkiler, kuşlar ile karşılaşabileceğiniz ülke bu anlamda da eşsiz olasılıklar sunar. 1 aya kadar kalışlarda vize almak gerekmemektedir. uzun süreli kurslar içinse vize almak zorunludur.


NEDEN İNGİLİZCE?


· Internetin evrensel dili İngilizcedir.


· İngilizce en kolay öğrenilebilecek dillerden bir tanesidir.


· Sadece İngilizce dilinde yayınlanan gazate ve dergilere tüm dünya üzerinde erişebilirsiniz.


· Bilimin anadili İngilizcedir. Bu alanda yapılan araştırmaların çoğu İngilizce olarak sunulmuştur.


· Dünya üzerinde 1,500,000,000 insan İngilizce konuşmaktadır.


· Tüm ünlü yarışmalar ve konferanslar İngilizce olarak sunulmaktadır.


· Birleşmiş Milletler ve NATO’nun resmi dillerinden bir tanesidir.


· İngilizce 100’den fazla ülkede resmi dil olarak konuşulmaktadır.


· Uluslararası iş hayatı İngilizce üzerinden iletişim sağlar.
devamını oku...