romeo ve juliet hikayesi

Dünyada bundan daha dramatik bir öykü olmasa gerek..."


Çok eskiden beri Verona'da Montegü ve Kapulet adında, düşman iki zengin aile yaşarmış. Tesadüf bu ya, bir gün Kapulet'lerin balosunda Montegü'nün oğlu Romeo genç ve güzel Juliet ile karşılaşır. Gençler birbirlerini çok severler.




Juliet'in akrabaları Romeo'nun kendi ezeli düşmanlarının oğlu olduğunu öğrenince aşıkları ayırmaya çalışır. Romeo ve Juliet, gizlice evlenmeye karar verirler. Bu evliliğin, iki aile arasındaki düşmanlığa bir son verebileceği umuduyla Peder Lorenzo tarafından gerçekleştirilen bir törenle evlenirler.


Bir sokak kavgasında Romeo'nun arkadaşı Merkutio öldürülür. Arkadaşının öcünü almak isteyen Romeo, sevgilisinin kardeşi Tybalt'ı bıçaklar ve Dük tarafından sürgünle cezalandırılır. Juliet'in anne - babası da, kızlarını bir an önce genç bir kont olan Paris ile evlendirmeyi istemektedir. Sevgilisi Romeo'ya sadık kalmak isteyen Juliet'in tek çaresi hayatına son vermektir ve genç kız ölümü seçer.


Aşkı Juliet'in olmadığı bir dünyada yaşamak Romeo için çekilmez bir hal alır ve Romeo da bıçakla intihar eder.. Romeo ve Juliet'in aşkı bir efsane olarak yüzyıllarca zihinlerde yaşamaya devam eder...


Romeo, Rosalinde’in aşkıyla yanıp tutuşurken, gittiği Capulet’lerin balosunda Juliet’i ilk kez gördüğünde, çarpılır ve “Parıldamayı öğretiyor bütün meşalelere,” demekten kendini alamaz. Romeo ise Juliet için, “Gecenin içinde gün ışığıdır”. Her iki sevgili de birbirlerini göz kamaştıran bir ışık olarak görür; çünkü her ikisi de hep yarı karanlıktadırlar. Romeo için Juliet, “doğudan yükselen güneş”tir. Birbirlerini cennetteki parlak yıldızlara benzetirler; Romeo, Juliet’ten söz ederken şöyle der:




“Tüm göklerin en güzel yıldızlarından ikisi,


Yalvarıyorlar onun gözlerine işleri olduğundan:


Biz dönünceye dek siz parıldayın diye.


Gökleri gökte olsaydı, yıldızlar da onun yüzünde;


Utandırdı yıldızları yanaklarının parlaklığı.


Gün ışığının kandili utandırdığı gibi tıpkı.”





Bu sözlerden sonra, sevgisinden gelen büyük bir coşkuyla, duygularını şöyle noktalar:




“Öyle parlak bir ışık çağlayanı olurdu ki gözleri gökte


Gece bitti sanarak kuşlar cıvıldaşırdı.”



Juliet’in Romeo’ya yönelişi de aynıdır. Her ikisi de, ay ışığı ile gümüşlenmiş yıldızı bir gecede konuşurlar. Juliet balkonda, Romeo balkonun altındadır. Ama her ikisi de birbirlerine olan duygularını ışığa duydukları özlemi dile getirecek biçimde imgeler kullanarak açıklarlar. Juliet için Romeo hep gece gelen, ama ışık getiren biridir. Rahibin hücresinde gizlice evlendikten sonra, Juliet, Romeo’yu beklerken geceye şöyle yönelir:




“Bana Romeo’mu ver; sonra öldüğünde


Al da küçük yıldızlara böl onu;


Onlar göğün yüzünü öyle bir süsleyecektir ki,


Bütün dünya gönül verip geceye,


Tapmayacaktır artık o muhteşem güneşe.”





Romeo, güneşten bile parlak bir ışıktır Juliet için. Romeo’ya gönderdiği dadıyı sabırsızlıkla bekleyen Juliet, yine ışıkla ilgili bir imgeye yönelir:




“Loj tepeler üzerinden sürüp dağıtan gölgeleri,


Güneş ışınlarından on kez daha hızlı,


Süzülerek uçup giden düşünceler olmalı.”

 
gaz maskesi toz maskesi ingilizce türkçe çeviri